Vahşet… Gömülmeyi reddeder… Halk arasındaki inanışlar, hikayeleri anlatılana kadar mezarlarında yatmayı reddeden hayaletlerle doludur.
-Judith Herman, Travma ve İyileşme
Karanlık kafalı insanlar, bu masal size:
Siz ki hiçbir işe yaramaz, üstelik de
Her şeyi ısırmaya kalkarsınız;
Boşuna kudurur, kendinizi yersiniz.
Sizin haddinize mi düşmüş diş geçirmek
İnsanlığın o güzelim yapıtlarına?
Onlar kırar sizin dişlerinizi,
Tunç gibi, çelik gibi, elmas gibi.
Dans etmelerineyse neredeyse hiç katlanılamadı, öyle ki, kimsenin onları göremeyeceği ormanda ya da gizli köşelerde veya çöpü boşaltmaya çıkarken dans ettiler. Süslenmelerine kuşkuyla bakıldı. Neşeli bedenleri ya da giyecekleri, incitilme ve cinsel saldırıya uğrama tehlikelerini artırdı. Sırtlarındaki elbiselerin bile onlara ait olduğu söylenemezdi.
Çocuklarını istismar eden ana babalara yalnızca ‘’katı’’ denildiği; iliklerine kadar sömürülen kadınların ruhsal yaralanmalarına ‘’sinir krizi’’ adı verildiği; sımsıkı korselere sokulan, sımsıkı gemlenen ve sımsıkı dizginlenen kız ve kadınların ‘’edepli’’, ‘’zarif’’ görüldüğü bir zamandı ve hayatın sayılı anlarında yakalarını kurtarmasını beceren diğer kadınlar ise kötü damgası yediler.