Gökhan TABAK

Gökhan TABAK
@Gkhntbk78
Türkiye Yol-İş Sendikası
"Herkes yaşamak telaşıyla yanındakini unuttu."
Puan vermedi·111 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 00:00
"Benim Rüyalarım Hep Çıkar" Esra Kahya'nın ilk öykü kitabı olmasına rağmen "İlk" gibi hissetmediğim, daha en başından akıcı bir dil ve güçlü kalemi ile karşıladı beni. Kitabı iki günde okudum. Samimi olmam gerekirse kitapta bulunan 12 adet öykü sadece anlatılmıyor, aynı zamanda yaşıyor. Her öyküye başladığımda ilk cümleden o öyküye yakalandım. Bazı zamanlar bir karakterin sessizliği, bazen bir cümlede saklı olan o kırılma ev sahipliği yaptı bana. Ama sonuç olarak genel anlamda öykülerin içerisinde kaldığım bir okuma deneyimi oldu ve öykülerden kopuşu hiç yaşamadım. Bana göre öykülerin en etkileyici yönü adeta bir tema sepeti görevi görmesi. Her öykü ile başka bir dünyaya merhaba diyorsunuz, başka bir duyguya, başka bir yaraya... Sanki her öykü farklı uykuların rüyası gibi. Eseri bitirseniz bile bazı bölümler aklınızdan çıkmaz çünkü hayatımızı idame ettirdiğimiz sürece karşılaşabileceğimiz, duyabileceğimiz, gözlemleyebileceğimiz vb. öykülerden meydana geliyor. Pembe'nin çamura bulanmış o yürüyüşü, Mercan'ın saçları, Ufak bir poster meselesi, Rambo ile adını aldığı nehrin Fırat'ın hikayesi, Saniye'nin bebeği Umay Ana'nın kucağında bırakması... Bunlar sadece öykülerin adresleri değil, insanın içinde kalan küçük ama derin izler diyebilirim. Bu izlerin kalıcı olması elbette Esra Kahya'nın okuru içine çeken bir iklim kurma ustalığıdır. Kelime kelime değil, duygu duygu bir evren kurmasıdır. Yazar bizi sadece bir okuyucu olarak bırakmıyor, duygularımızdan yakalayarak öykülerin içerisine dahil ediyor. Kendimizi bir anda o dünyada buluyoruz. Sanki bir müzik bestecisinin önünde oturuyoruz, her nota kelimeyle birlikte ruhumuza işleniyor. Ve öykü sona erdiğinde, ortaya çıkan melodi hem tanıdık hem de daha önce hiç duymadığımız bir ezgi gibi çalıyor.
Duygu ve Düşünce
Benim Rüyalarım Hep ÇıkarEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2023622 okunma
Reklam
"Sevmek kolay değildi. Beklemek lazımdı. Doğru zamanı."
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 00:00
Yazarın kendisi ve kalemi ile tanıştığım bir okuma deneyimim oldu Salkım Sokak No:3. Roman sanki böyle bir hikayeyi değil de daha çok bir iç konuşma hissiyatı verdi bana. İlk sayfadan itibaren olay örgüsünden ziyade duyguları hissetmenin, yaşamanın peşine düştüm. Kitap bana "Ne Oldu ?" sorusundan çok "İnsan İçinde Neyi Saklar ?" sorusu ile beni kendine çekti. Romanın merkezinde ustaca yerleştirilmiş bir sokak, bir bina ve birbirine uzaktan dokunan hayatlar vardır. Lakin romanda asıl mekan, karakterlerin iç dünyasına kurulmuştur. İclal Aydın yine gündelik hayatın sıradan görünen detaylarını ustalıkla işleyerek; bir bakış, bir suskunluk, yarım bırakılmış bir cümle zihnimizde yankılanır durur. Bu yönü ile roman hızlı okuyup bitirilen olay örgüsünden ziyade oldukça düşünmeye davetiye hazırlayan bir metine sahiptir. Yukarıda da belirttiğim gibi yazarın kalemi ile ilk defa tanışıyorum lakin dilini sade ama etkili buldum. Abartıya kaçmadan, duyguyu dayatmadan ortaya bırakır bir anlatıma sahip eser. Romanı okurken karakterler ile özdeşleşmemek imkansızdır. Olay örgüsü büyük trajediler den çok, hayat sürgünümüz de durakları olan kırılma lardır. Sevgi, yalnızlık, geçmiş ile hesaplaşma ve affetme temaları gürültü çıkarmadan ilerler ve bundan dolayı da izler bırakır. Salkım Sokak No:3, insan ilişkilerinin yüzeyde görünen kısmı ile yetinmez. Her karakterin kendine özgü yükü, pişmanlığı yahut cesaret edemediği içine kapattığı duyguları vardır. Yazar bu yükleri kalemi ile yargılamaz. Aksine onları anlamaya çalışmaktadır. Kitabın dokunaklı tarafı da bana göre burada yatıyor bize aynı anlayışı öğretiyor çünkü okurken. Roman hemen unutacağım türden değil normalde hemen unutan insanım malesef. Kitabın kapağı açılıp, sayfalar bir bir çevrilip ve sonunda arka kapağı uzun bir süre
Edebiyat
Salkım Sokak No:3İclal Aydın · Artemis Yayınları · 02,531 okunma
İnsanlar her zaman hak ettikleri şeye kavuşmazlar.
10/10
·547 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2025 00:00
2011 yılında İngiliz yazar ve besteci, müzikal tiyatro alanında çalışmalar yapan Jasper Kent'in kaleme aldığı Danilov Beşlemesi'nin üçüncü kitabı. 2012 yılında Can Sanat Yayınları tarafından Samim Sakacı çevirmenliği ile yayımlanan, Rusya Tarihine entrika ve vampir mitolojisini derinleştirmesi açısından fantastik tarihi kurgu bir eser. Serinin bu kitabı, 1855 yılında, Kırım Savaşı'nın gölgesinde, Çar I.Nikolay'ın ölüm döneminde geçmektedir. Kitabın ana karakterleri Dekabrist Ayaklanması neticesinde suçlu bulunarak Sibirya'ya sürgün edilen Aleksey'in oğlu Dimitry, Rusya'nın gizli polis teşkilatı olan üçüncü şube için çalışmaya başlamıştır. Ancak bu teşkilatın iç yüzü, sıradan bir istihbarat kurumu olmanın çok ötesindedir. Dimitry, hem Çar'ın ölümünün ardındaki gizemi çözmeye hem de Vurdalaklar (Vampirler) ile baş etmeye çalışır. Bu görev, onu sadece Rus siyasi elitinin içine değil, aynı zamanda kendi karanlık geçmişine ve doğaüstü güçlere sürükler. Jasper Kent'in en güçlü yönü, gerçek tarihsel olayları fantazi kurgu ile harmanlayabilmiş olmasıdır. Roman, Rusya'nın ikinci kez Fransız istilasına karşılık iki büyük Generali olan Ocak ve Şubat ayları ile savunmasını, Kırım Savaşı'nı, Zimeyeviç'in Rusya'ya hükmetme planı ve Rus Çarlık rejimi gibi olaylar ekseninde kurgulandığını gözlemliyoruz. Karakterler romanda ne tamamen iyiler ne de tamamen kötüler. İhanet ve kişisel vicdan arasında gidip gelen kararlar hikayeye derinlik kazandırmıştır. Vurdalaklar klasik gotik figürlerden ziyade, tarihsel olaylara doğrudan etki eden, entrikaların parçası olan varlıklardır. Karakterler; Dimitry, içsel çatışmaları ile boğuşan, çoğu zaman neyin doğru olduğundan emin olamayan ve zincirleme hataları çekinmeden yapan bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. Buda onu inandırıcı ve ilginç
Duygu ve Düşünce
Çarın LanetiJasper Kent · Can Yayınları · 2012228 okunma
"İnsanın fikirleri ölümünden sonra da yaşar."
10/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2025 00:00
2009 yılında İngiliz yazar ve besteci, müzikal tiyatro alanında çalışmalar yapan Jasper Kent'in kaleme aldığı Danilov Beşlemesi'nin ikinci kitabı. 2011 yılında Can Sanat Yayınları tarafından Seçkin Selvi çevirmenliği ile yayımlanan hem Tarihi hem de gotik korku edebiyatını seven okuyucular için çarpıcı bir eser. Adından da anlaşılacağı üzere serinin ilk kitabının on üç yıl sonrasında, 1825 yılı Rusya'sında geçiyor. Rusya Çar I.Aleksandr'ın stratejik ve Rusya tarihi bakımından ehemniyetli görüldüğü üzere planlı bir şekilde öldü süsü verilmesinin yarattığı kargaşa ile sarsılmakta iken Dekabrist Ayaklanması patlamak üzeredir. Bu karmaşada Başkahramanımız Aleksey İvanoviç Danilov artık bambaşka bir adamdır. Bir bürokrat, bir baba ama en önemlisi geçmişi ile yüzleşmek zorunda kalan bir insan. Vurdalaklar (Vampirler) hala varlıklarını tüm hızı ile Rusya'da sürdürmektedir. Aralarından biri Romanov ailesi için önemli bir tehdit haline gelmiştir. Bu kişi çeşitli karakterler abidesi olsa da şu anda Yuda karakteri olarak karşımıza çıkmaktadır. Jasper Kent, Rusya tarihindeki gerçek olayları (Dekabrist Ayaklanması, Aleksandr'ın ölümü, Nikolay'ın tahta geçişi) tarihi kurgu ile öyle ustaca harmanlanmış ki, okurken bazen neyin gerçek neyin kurgu olduğunu ayırt etmekte zorlanıyorsunuz. Bu tarihsel derinlik romanın edebi gücünü artırıyor. Vurdalaklar (Vampirler) yalnızca doğaüstü yaratıklar değillerdir. Aynı zamanda insan hırsının, ölümsüzlük arzusunun vücut bulmuş halidirler. Vurdalakların başı konumundaki Yuda karakteri, sıradan bir kötü değil; karmaşık, hesap yeteneği müthiş ve felsefi bir düşmandır. Aleksey'in dönüşümü aile, ordu, yasak aşkı ve özel hayatı kitabın merkezi konumundadır. On üç yıl önce yaşadığı hayatının ve seçimlerinin sonuçları ile yüzleşme vakti gelmiştir.
Duygu ve Düşünce
On Üç Yıl SonraJasper Kent · Can Yayınları · 2011289 okunma
"İtiraf insan ruhu için yararlıdır."
10/10
·526 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2025 00:00
2009 yılında İngiliz yazar ve besteci müzikal tiyatro alanında çalışmalar yapan Jasper Kent'in kaleme aldığı Danilov Beşlemesi'nin ilk kitabı. 2010 yılında Can Sanat Yayınları tarafından Sibel Sakacı çevirmenliğinde yayımlanan Tarihi bir roman. Tarihi Roman, okuru Napoleon dönemi Fransa'sının Rusya seferinin peşi sıra gelen heyecan ve gerilim dolu maceraya davet etmektedir. Romanın başkahramanları olarak tanımlayabileceğimiz Rus ordusunun casusluk faaliyetlerini yürüten Dimitriy, Vadim, Maksim ve Aleksey İvanoviç Danilov'dan oluşan üst rütbeli askerlerin Moskova'yı Fransızlardan kurtarmanın ancak bir mucizeye kalmış olması ile başlar. Üst rütbeli Rus askerler mucizenin gerçekleşmesinin yalnızca Hıristiyan Avrupa'nın uzak köşelerinde efsane olmuş On İki savaşçının yani Opriçniklerin yardımına başvurur. On İki Opriçnik Yuda, Pyotr, Matfey, Andrey, Yoan, Flipp, Varfolemey, Simon, Yakov Zedeyev, Yakov Alfayev, Foma ve Faddey isimlerinden oluşmaktadır. Zimeyeviç ise Opriçniklerin lideri konumundadır. Cezbedici bir roman ve Rus Edebiyatından aşina olduğumuz okurun ilgisini ilk aşamada şüphesiz çekecek Rus şehirleri. Ancak eseri edebiyat açısından ilginç kılan Rus şehirleri ve Fransızların Rusya seferi değil, romanın içerisinde yer alan Vurdalakların (Vampirlerin) olması ve yazarın kalemi ile ilk defa tanışmama rağmen ustaca anlatım şeklidir. Hemen kitabın başında masal olarak verilen "Bir Rus Halk Masalı" alıntısı eserin ilerleyişine ışık tutmaktadır. Bu ilerleyiş ifadeleri esas olarak yazarın Tarihi bir Roman kaleme alırken anlatısını hayal mahsulü ve olağanüstü özellikler ile de harmanlama çabası içinde olduğunu da biz okurlara işaret etmektedir. Anlatı düzlemleri olarak baktığımızda "On İki" eseri iç içe geçmiş kimi olaylardan, parça parça giden anlatı düzeylerinden
Edebiyat
On İkiJasper Kent · Can Yayınları · 2010642 okunma
Reklam