Gülçin

Gülçin
17 okur puanı
Mayıs 2024 tarihinde katıldı
Puan vermedi·360 syf.··
2024 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2024 16:07
Hakan GündayHakan Günday AzAz Hakan Günday ile tanışmam da rafların arasında dolandığım bir güne denk geldi. Yeraltı edebiyatı okumayı sevmem. Farklılık olsun hem yazar ile tanışırım diyerek aldığım Az'ı "ben bu kitabı neden okuyorum" diye diye bitirdim. Keyif alarak okumadım, yer yer mide bulantıları ve kasvetle iç geçirdim. Aslında midemi bulandıran, şu anda, gerçek hayatta bir yerlerde, benim okuyup midemi bulandıran olayların, yaşanıyor olduğunu bilmekti. Gerçeklik midemi bulandırdı, öfkelendirdi, neden okuyorum söylentisine düşürdü. Çünkü hayat bu, biz de insanoğlu, gözün görmediği, kulağın duymadığı, sana değmeyen her "acı" hoş gelir. Hayatlarının baş ve yalnız kahramanı olan iki farklı insan, ama aynı isim "Derda" ve romanın sonunda onları bir araya getiren "Oğuz Atay". Yaşanan olayların gerçekçiliğinin yanında bir anda karşıma Oğuz Atay çıkınca şaşırdım. Yok artık, iyi kurgu, iyi bağlamış dedim ama açıkçası romanın sonu da fazla romantize edilmiş gibi geldi. Her neyse senede en fazla bir kez okuduğum yeraltı edebiyatından #okudumbitti
Kitap Yorumu
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·406 syf.··
2024 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2024 15:26
Tomris Uyar'la tanışmamız gazete ve söyleşilerdeki yazılarını içeren Kitapla Direniş ile olmuş, araya öyküleri girmiş ve tanışıklığı daha da arttırmak niyetiyle Gündökümü'ne varmış durumda.     Gündökümü, Tomris Uyar'ın kendini anlatmak ve aktarmak istediği kadarıyla tuttuğu günlüğü, desek doğru olur.     Dönemin koşulları, yaşama, yazma, üretme, ayakta kalma çabası içinde Uyar, Bir Uyumsuzun Notları ile 'uyuşamadığını' dile getiriyor. O, kendini anlatırken bana kalırsa görünmez bir sınır çekiyor önüne. Olaylara, izlediği filmlere, kitaplara, yaşama karşı eleştirisinde bir çekince yok, sözünü en doğru şekilde söylüyor fakat kendine gelince bir adım geride kalıyor kendini, içini, en içini açmak istemiyor. Belki de onun en içini ancak öykülerinde başka başka karakterler üzerinden görüyoruz, kim bilir. Hani, bazı insanlar vardır. Ne kadar çok şey paylaşırsan paylaş, aranda hep bir mesafe olduğunu hissedersin. İşte Uyar da, insanlarla arasına o mesafeyi koymuş,diye düşündüm.    "Aşık olunan kadın" tanımının üstünde  özgür ruhlu, güçlü, başarılı bir çevirmen, öykücü Tomris Uyar. Söyleşileri, röportajları kayıtlı ne varsa izleme peşine düştüm, bakalım. Görünmez mesafenin aşılması mümkün mü, merak ediyorum. Tomris UyarTomris Uyar Gündökümü - Bir Uyumsuzun Notları 1Gündökümü - Bir Uyumsuzun Notları 1
Kitap Yorumu
Gündökümü - Bir Uyumsuzun Notları 1Tomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 2018410 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2024 24. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2024 22:18
Hiçbir şey sadece tek bir şey değildir. " diyerek bitiriyor Nurdan Gürbilek Örme Biçimleri'ni.     Bir süredir aşamadığım "kafamın içinden cümleler akıp gidiyor ama ben onları yazıya dökemiyorum"  durumu, devam ediyor. Kendimi şartladığımdan mı böyle, yoksa cidden kafam hep mi karışık, bilemiyorum.        Gürbilek'in zekasını, farkındalığını en beğendiğim kitabı oldu Örme Biçimleri. Burada o, kadınlara özgü kılınan örgü örmeyi yazı yazmaya benzetmiş. Yazarların -ki burada ele aldığı yazarlar muazzam- yazılarının ilmek ilmek hangi yollardan geçtiğinden bahsetmiş.    Wirginia Woolf, Bilge Karasu, Latife Tekin ve kısa kısa değindiği yazarların yazar olma serüvenleri içinde hayatlarına dokunan belki de okurların asla dikkatini çekmeyecek yanlarını, yaralarını, göstermiş.   Wirginia Woolf'un portresiyle başlıyor eser, Woolf, ablası ressam Vanessa Bell tarafından koltuğa gömülmüş, örgü örerken resmedilmiş ve ona biçilen hayat ile onun kendine biçtiği hayat, karşılaşmaya başlamış. Psikiyatrının bile "yazma, ör" tavsiyesi verdiği Woolf, ilmek ilmek romanlarını nasıl örmüş, Gürbilek, farkında olmayarak okuduğumuz eserlerinin ince noktalarında bizlere bunu anlatıyor.  O, yazının oluşum süreci içindeki değişimi, duraksamaları, yıkılıp yeniden bir araya gelmesiyle bir bütün oluşturduğunu, o oluşumun her bir yazarda bambaşka hisler taşıdığını göstermiş, bizlere. Haksızlık etmek istemiyorum, bütünüyle her bir yazarın, bölümü, yazı gizlerinin keyfi ayrıydı fakat ben Woolf'un ele alındığı kısımları daha bir keyifle okudum. Deniz Feneri'ni, Kendine Ait Bir Oda'yı Gürbilek izinde anımsadıkça heyecanlandım. Her iki kitabı da yeniden okumaya heveslendim.   Daha neler yazılır, konuşulur Örme Biçimleri hakkında ama günlerdir kıvrana kıvrana yazmaya, anlatmaya çabaladıklarım bunlar
Kitap Yorumu
Örme BiçimleriNurdan Gürbilek · Metis Yayınları · 2023156 okunma
Puan vermedi·75 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2024 11:45
"İnsan önce renklerden başlamalı değişmeye." diyerek, kırmızı temalı öykülerle karşımıza çıkıyor Tomris Uyar. Onun öyküleri ile tanışmak için - en sevdiğim- " kırmızı odaklı" olanlarla başlamak ekstra keyif vericiydi, diyebilirim. Aramızdaki Şey'de hepi topu 9 öykü var. En sevdiğim -ki okuyanların çoğunluğunun da en sevdiği- kitaba ad olmuş olan Aramızdaki Şey öyküsü, oldu. Sanırım, her birimizin hayatında " o şeyi çözebilmiş miydin?" dediği arayışları olmuştur. Ondan bu sevme. Bana kalırsa Uyar, bu öykülerde aklının bir köşesinde kalan, zihnini meşgul eden bazı olay ve anılardan öyküler kurmuş. O yüzden, öykülerin bir yerlerde başı ve sonu var da biz, onları okumaya ortalarından dalıyor, belli kısımlarına eşlik ediyoruz gibi hissettirdi bana. Aşk, belirsizlik, ihanet, tutku, kin az miktarda birleşip "içsel bir, bilinçli huzursuzluk" yarattı. Keyifli miydi ? Elbette, zaten hayatın gerçekleri, tadı ne olursa olsun içte, en içte bir yerde keyif vermez mi insana ? Tomri Tomris UyarTomris Uyar Aramızdaki ŞeyAramızdaki Şey
Kitap Yorumu
Aramızdaki ŞeyTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 20192,300 okunma
Rezonans Kanunu
Puan vermedi·206 syf.··
2024 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2024 23:37
Rezonans, eko, yansıma, titreşim anlamına gelen bir kelimedir. Pierre Frank çok doğru noktalara değinmiş. Hayatta, aklın ve kalbin enerji alanını ne ile meşgul ediyorsan hayatına onu çekiyorsun. Aslında her birimiz biliyoruz, ne düşünürsek onu yaşıyoruz. Hayata olumlu bakıp iyi ve güzel düşünmenin, başarıya olan inancın bir sihir gibi bizi etkilediğini çoğu zaman fark ediyoruz fakat bunu sürekli hale getirmekte zorlanıyoruz. Bu sıralar her birimizin sıklıkla karşısına çıkan Rezonans Kanunu, sanırım insanların kendine çıkar yollar aradığı bu çağda, şu an en popüler olan kişisel gelişim kitaplarından biri. Benim için "okudum ve hayatım değişti" cümlesinden etkilenilmiş bir okuma tecrübesi oldu. Peki bu kadar iddialı bir cümlenin altı doldu mu, derseniz, maalesef benim için hayır. Rezonans Kanunu tamamen boş bir kitap dersem haksızlık olur. Bana kalırsa bu kitabın seviye farkı var. Benim gibi pek çok kişisel gelişim kitabı okumuş, pek çok şeyin farkında olan insanlar için çok büyük etki sağlaması mümkün değil. Hayatımla ilgili çoğu şeyin farkındayım ve hiçbir şey yapmıyorum. Harekete geçme ve süreklilik konusunda çoğu zaman sıkıntı çekiyorum. Bu yüzden de bu kitabın beni harekete geçirmesini sağlayacak herhangi bir atılım yaşanmadı sadece kitabın bana hatırlattığı, yazma eyleminin hem rahatlatıcı hem de hayalleri, istekleri gerçekleştirmede ki etkisi oldu. Rezonan Kanunu ile rafa kaldırdığım o defteri çıkardım ve sayfalarca yazdım. Kendimle alakalı bazen kendime bile hatırlatmak istemediğim şeyleri yazdım, uzun zamandır bunu yapmıyordum. Rahatladım. Yazar, eserinde rezonans kanunu ile hayatında olumlu etkiler almış, birkaç okurunun mektubunu paylaşmış. Aslında okuyunca, bu gücün bizim içimizde olduğunu bilmek çok etkileyici. Düşünürler, bilginler,
Kitap Yorumu
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202525,9bin okunma