Günler boyu ölçtüm, biçtim. Yokluğunu verevine kestim binlerce makas darbesiyle. Kiralık terziler tutup doğradım lime lime yokluğunu. Sana kara bir kefen, kendime bir neden diktim. Dikiş bitince sıra işlemeye geldi. Hayat dediğimiz şey hepimize münhasır bir gümüş gergefmiş, bunu anladım.
Aklını dolduran tek şey: nasibinin seni bir gün mutlaka bulduğuydu. Her şey insana yazılıyor diye düşündü; ama bazen ulaşmıyor. Bilmediğimiz nedenlerle dolaşıp duruyor hayatın içinde. Bazen yanından geçiyor insan yazgısının, bazen elinden tutuyor ama bunun kaderi olduğunu anlamıyor. Tam yakalayacak gibi oluyor ama uçup gidiyor. Sonra bir gün, hiç hesapta yokken, hiç beklemezken, başka alemlerdeki seyrini tamamlıyor senin olan şey, geliyor ve seni buluyor.
Zaten ben hep dikkatli oluyorum. Her yerde. Biri bana kızmasın diye, yemek yerken, dişimi fırçalarken, evcilik oynarken, ders çalışırken hep dikkatli oluyorum. Sere serpe yaşamak ne bilmiyorum.