Sen bende neleri öpüyorsun bir bilsen
Herkesin perde perde çekildiği bir akşam
Siyah bir su gibi yollara akan yalnızlığı öpüyorsun
Ağzında eriklerin aceleci tadı
Elleri bulut, gözleri ot bürümüş ekin tarlası
Bir çocuğun düşlerine inen tokadı öpüyorsun.
Yağmur her zaman gökkuşağını getirmiyor
Aralık kapılarda bekleyişin çarpıntısı
Bir kadının eksildikçe ömrüme eklenen
Uzun gecelerini, solgun gövdesini öpüyorsun.
Uzak dağ köylerine vuran ay ışığı
Kerpiçlerden saraylar kuruyor yoksulluğa
Ne suların ibrişimi ne gökyüzü ne rüzgâr
Sen bende gittikçe kararan bir halkı öpüyorsun.
Şükrü Erbaş
Acı, hassasiyetini kabuklaştırıyor insanın.
ölmek galiba bu.
ayrılığa alışmış gibiyim.
tevekkül, teslimiyet.
ve heyecanların gün geçtikçe kararan pırıltısı...
...alışkanlıkların insanı pestile çeviren çarkı.
artık yanarak değil, tüterek yaşıyorum.
nemli bir tomar gibi.
kanatlarım her gün bir parça daha ağırlaşıyor.
galiba ihtiyarlıyorum...
Cemil Meriç