Gül uğurlu

Gül uğurlu
Yoğun iş temposu ve biri ergenlik döneminde biri bebek iki çocuğumla okuma mücadelesi...
Bir Kadın
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2025 23:53
Kitap annesini kaybeden yazarın yaşadığı bu kaybın travmasını ve acısını atmak için yazdığı aynı zamanda geçmişle bir hesaplaşma olarak yorumlayacağımız tarzda yazılmış. Bir çok yerinde benzer durumları yaşayan kişilere de anne evlat ilişkisini sorgulatabilir. Okurken aklıma sık sık daha önce okuduğum bir doktorun annesi öldükten sonra yazdığı ' annem gitti, mitokondrisi bende kaldı ' mektubu geldi. Özellikle kitabın son satırları ve iki kişinin duygusal olarak yaşadıkları benzerlik dünya üzerinde kurulan bu müstesna bağın çarpıcılığını ortaya koyuyordu. İçim burkularak okuduğum bu kitapta her satırda kendimi aynı durumda düşünmeden edemedim. Yazarın bu durumla başa çıkma şekli en içten en acı ve mahrem duygularını bu kadar açık aktarmış olması da bende övülesi bir şaşkınlık yarattı bir çok duygudaki cesurluğu takdire şayandı ben olsam bu cümleyi yazamazdım dediğim çok yer oldu. Ama yazarın samimi ve içten duyguları sizi alıp götürüyor ve son 2 - 3 sayfa kala duygular o kadar yoğun yazılmıştı ki ara verdim bitiremedim. Okuması ağır ama şahane bir kitap şimdiden okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.
Bir KadınAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,892 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2021 23:05
Adem 'den önce kitabı yine Jack London' ın ustalığını, derin araştırma tutkusunu, bol merakını içeriyor okumaktan çok büyük zevk aldığım yazar bu kitabında eskiden yaşamış atalarımızın hayatına günümüz insanının rüyaları üzerinden bakıyor ve eskiyi bize hikayeleriyle tasvir ediyor. Çok çarpıcı ve sürükleyici bulduğum bu roman kocadişin günümüzdeki nesilde yaşıyan, torundan toruna aktardığı kalıtsal genleri, duygusal olayları, yaşadıklarını rüyalarla aktarmasını ve bu kişinin de bu hikayeleri kaleme almasını anlatıyor. Eski insanlar evet böyle yaşamıştır, o zamanların ilkelliği, zor şartları böyledir diyen London yine yaşadığı dönemde ve zaman içinde elimdeki eskiye dair günümüzde ki bilgilerin çoğu olmamasına rağmen yine müthiş zekasını ve hayal günücünü ortaya koyarak tam isamet bir olay dizisi oluşturmuş. Yılmadan araştıran, buna vizyonunu katan yazar bize yine iyi bir okuma deneyimi yaşatmış oluyor. Herkese şimdiden iyi okumalar dilerim...
1000Kitap
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526bin okunma
6/10
·152 syf.··
2020 51. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2020 10:20
Sakıncalı Piyade Aziz Nesin'in de kitaptaki notu üzerine "Acı acı gülmek deyimi vardır ya, işte öyle acı acı güldüm." demiş Uğur Mumcu'nun kitabı için ne güzel de demiş. Yazarımız bu kitapta 12 Mart Muhturası dönemine kendi yaşadıkları üzerinden alaycı bir dille yaklaşmış çünkü yaşanılan acı olaylara verilen absürt kararlara derin bir şekilde yaklaşsa içinden çıkamazdık zaten. Kitapla ilgili öz eleştirimse şöyle bir döneme tanıklık ettiği için tarihler, isimler, kişiler, rütbeler üzerine çok durulmuş doğal olarak ama bu isim karmaşası beni biraz yordu açıkçası. Ayrıca bu kitabı okuyacaklar için en önemli önerim öncesinde 12 Mart 1971 Muhturası dönemi ile ilgili birşeyler okuyup araştırlarsa kitabı anlamak ve zevk almak daha kolay olacaktır. Ben yorumlarımda kitapta şunu şunu anlatıyor şu olaylar yaşanıyor gibi detayları vermeyi sevmiyorum o yüzden yüzeysel incelemeler yapmayı yerinde görüyorum çünkü spoiler vermek, kitabı okuyacak kişiler için keşke bundan bahsetmeseydi gibi durumlara sebebiyet vermek istemiyorum. Bu nedenle kitapla ilgili genel kanım Uğur Mumcu bu dönem içinde kendi yaşadıkları, tanıdıklarının yaşadıkları üzücü olaylara mizahi bir yaklaşımla dönemin iyi bir tasvirini yapmış. Çokta güzel yapmış kalemine sağlık. Keyifli okumalar dilerim okuyacak arkadaşlara.
Sakıncalı PiyadeUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 19772,416 okunma
Yeri Başka
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2020 39. kitabı
(Yıllar geçti, sevgili Manuel Valadares. Şimdi kırk sekiz yaşındayım ve zaman zaman, özlemimde, hep bir çocuk olduğum izlenimine kapılıyorum. Birden ortaya çıkıverecekmişsin, bana artist resimleri ve bilyeler getirecekmişsin gibi geliyor. Hayatın sevilecek yanlarını bana sen öğrettin, sevgili Portuga'm. Şimdi bilye ve artist resmi dağıtma sırası bende, çünkü sevgisiz hayatın hiçbir anlamı yok. Ara sıra sevgimle mutluyum, ara sıra da yanılıyorum,bu daha sık oluyor. O çağlarda, bizim çağımızda yani, yıllar önce bir Budala Prens'in, mihrabın önünde diz çökmüş "Budala'nın, gözleri yaşlarla dolarak ikonlara şunu sorduğunu bilmiyordum: " OLUP BİTENLERİ ÇOCUKLARA NİÇİN ANLATMALI? " Gerçek, sevgili Portuga'm, bunları bana çok erken anlatmış olmalarıdır. Hoşça kal!) En sevdiğim iki kitaptan biridir Şeker Portakalı diğeride Küçük Prens'tir ve eminim ki ne kadar kitap okursam okuyayım yine hep en çok sevdiğim ilk iki sıram bu kitaplar olacak yıllardır hiç değişmedi değişeceğini de sanmıyorum. Bu kitaba hakkını verecek cümleleri bir araya toplamakta zorlanırken bir yandan da üzerine methiyeler dizesim var. O yüzden bu kitap için kitabın içinden bir alıntı yapmayı tercih ettim çünkü bence sadece bu kısım bile kitabı okumak için çok şeyler ifade ediyor ve sırf bu cümleler bile kitabın güzelliğini derinliğini anlatmaya yetiyor. İnsanın içindeki çocuğu tekrar tekrar canlandıran ve hiç unutturmak istemeyen harikalar diyarı gibi. Dünyanın iyikilerinden biridir bu kitap. O kadar saf o kadar içten duyguları hatırlatıyor, içinde barındırıyor ki keşke hep çocuk kalsak diyoruz kitabın bitiminde. KEŞKE HEP ÇOCUK KALSAK KÜÇÜK ŞEKER PORTAKALI. Keyifli okumalar.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,5bin okunma
Kapıların Dışında
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2020 49. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2020 11:12
Kapıların Dışında'yla ilgili nerden başlayacağımı bilemiyorum kitabın bitimiyle içimde bıraktığı boşluk, hiçlik duygusu, kırgınlıklık, öfke nasıl ifade edilir bilemiyorum ben, ama Wolfgang Borchert bunu nasıl ifade edeceğini çok iyi anlamış bu kitapta yaşanmışlıklarını öyle iyi anlatmış ki... Savaşdan dönen insanlar artık bir yerden sonra savaşın bir kalıntısı gibi hayatlarına devam ediyorlar üzerine bomba düşmüş yıkık bir duvar, postallarla çiğnenmiş kirli ıslak çamurlar gibi ve evlerine döndüklerinde onları sadece kapıların dışı bekliyor onlar için artık ne bir ev ne sıcak bir yatak ne bir lokma ekmek var onlar için sadece içindeki derin boşluk ölme ve öldürme hissi kalmıştır sadece. Çünkü bu insanların içlerindeki derin buhranla, savaşın oyup bıraktığı kalplerinde sadece ölüme olan yakınlık kalmıştır ya da sürekli öldürdükleri insanların yerine yenilerini koyma vahşiliği. Savaşın geriye bıraktığı insanlar ya artık ölüyor yada öldürüyorlar. Wolfgang Borchert kapıların dışında bu yıkıntılar arasında kalıp ölen, ölmek istiyen tam anlamıyla kapıların dışında kalan insanların GERÇEKLERİNİ bize en çarpıcı yönüyle yüzümüze çarpıyor. İyi ki yazmışsın bu kitabı Wolfgang Borchert ama keşke yazmak keşke bu soğuk savaşı yaşamak zorunda kalmasaydın keşke kimseler yaşamak zorunda kalmasaydı keşke senin ve senin gibilerin uzun upuzun güzel hayatları olsaydı. Bu kitapla tüm dünyaya savaşmayın artık dediğin için çok teşekkürler. Herkese iyi okumalar. Kitapla tanışmamı sağlayan Begüm Çakır teşekkürler.
Kapıların DışındaWolfgang Borchert · Can Yayınları · 20217,9bin okunma