Hiç bilmediğim, ilgi alanımın dışında yer alan yazarların eserlerinin yayımlandığı yayın evlerinden kitap okumayı tercih etmem. Bu kitapla yollarımız 2007 yılında julian Schnabel tarafından yönetilen “Le scaphandre et le papillon” (kelebek ve dalgıç) filmi sayesinde kesişti. Kitabını da okuduktan sonra yazılan diğer incelemeleri okuduğumda şunu fark ettim ki bir yerlerde (bana göre filmden de kitaptan da çok uzak olacak şekilde) hayat ve yaşam güzellemeleri yapılıyor, umuttan bahsediliyor.
Kitaptan kısaca bahsedecek olursam; 43 yaşındaki Jean Dominiqe Bauby (arkadaşlarının tabirle Jean-du) 3 hafta komada kaldıktan sonra serebrovasküler atak geçirdiğini ve bunun da beyin sapına zarar verdiğini öğrenir. Yani bütün bedenin felç olduğunu ve sadece sol gözünü kullanabildiğini öğrenir. Kendini sadece sol gözüyle ifade edebilecektir Jean-du. Dil terapisti sayesinde onun için düzenlenmiş alfabeyi kullanılarak kendisini ifade edebilmekte. (Jean-do’nun alfabesi, bir alfabeden ziyade harflerin Fransızca kullanım sıklığına göre oluşturulmuş farklı bir alfabe.) Sol gözü ve onun için yeniden sıralanmış alfabe sayesinde kendini ifade edip sekreterinin de desteğiyle kitabı yazabilmiş.
43 yaşında başarılı bir kariyere sahip, Elle’nin editörü olan Jean-do yaşadığı rahatsızlık sonucunda tüm bedenin hakimiyetini yitirip, ölü bir gövdeye hapsolmuş bir insana dönüşmüştü. Bu yaşadığı durumu şöyle açıklıyor Jean-do: "Oğlum Theophile yanımda uslu uslu oturuyor, suratı sırtımdan 25 santim uzakta. Babası olan benim ise, ellerimi onun kalın telli saclarının arasında gezdirmeye, ince tüylü ensesini avucumun içine almaya, yumuşak ve ılık küçük vücudunu kucaklamaya bile hakkım yok. Nasıl demeli? İçinde bulunduğum durum korkunç, iğrenç, adaletsiz. Birden artık daha fazla dayanamayacağımı