‘’Her gün yanlarından , rahat rahat, korkusuzca, hiçbir şeyden kuşkulanmadan geçilir. Hatta öyle bir an gelir ki, böyle bir şeyin varlığı bile unutulur. İnsan gider , gelir, düş kurar, konuşur, güler. Birdenbire yakalandığını sezer. Bitti. Çark sizi tutar, bakış sizi yakalamıştır. Nerenizden, nasıl olursa olsun sizi yakalamıştır, sürüklenen düşüncelerinizin herhangi bir yerinden, ya da kapıldığınız bir dalgınlıktan. Mahvoldunuz. Ona bütün varlığınızla kapılacaksınız. Gizemli güçler zinciri sizi kıskıvrak bağlar. Boş yere çırpınırsınız. Artık hiçkimsenin yardımı sizi kurtarmaz. Bir çark düzeninde bir başkasına, acıdan acıya, işkenceden işkenceye düşeceksiniz; siz de, aklınız, servetiniz, geleceğiniz, ruhunuz da; kötü bir insanın, ya da soylu bir yüreğin tutsağı olduğunuza göre, bu korkunç makineden ya utançla çirkinleşmiş, ya da tutkuyla güzelleşmiş olarak çıkarsınız.’’
Kimi insanın yüreği karanlık, kiminki aydınlıktır. Gece ile gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru kızım, insanlara karşı kendini koru!