Her yaşta bir yığın erkek arkadaşı vardı ve hepsiyle aynı cömert dostluk içinde yaşıyordu. Hepsi ona büyülenmiş gibi bağlı ve hepsi de bu yüzden az çok biçare idiler. Fakat bir müddet sonra, kadınlığının ve güzelliğinin ne kadar tehlikeli bir silah olduğunu bilmeyen bu genç kızdan ya büsbütün uzaklaşıyorlar, yahut da mustarip ve huzursuz onun etrafında her gün aynı mahremiyet ve cazibelerin tesiri altında kala kala ona alışıyorlardı.
Hayır, Cemal Bey hiç sevimli değildi. İnsana şöyle bir sıcaklık aşılaması bir yana dursun, tahammül edilecek tek tarafı yoktu... Dostluğu kayıtsızlığından beterdi. Çok defa söyleyeceklerini yalnız bana işittirmek için koluma girdiği zaman bütün vücudumu acayip, felce benzeyen bir üşüme kaplardı. Bu herkes için aşağı yukarı böyleydi.
Günümüzde insanlar arasında yaygın olan bir tavır kişilerin haksız oldukları, hata yaptıkları durumlarda bunu kabul etmeme eğilimi göstermeleridir. Bu davranışın temelinde hata yapmanın insanın değerini azaltacağı düşüncesi yatmaktadır. Oysa ki hata yapmak çok doğal bir şeydir. Önemli olan insanın hatasını fark edip düzeltmesi ve aynı hatayı bir daha yapmamaya çalışmasıdır. Hiç kimsenin her durumda haklı olması mümkün değildir. Hatalı olduğu halde "ben hep haklıyım" duygusu içinde hareket eden insan çevresindekileri kendisinden uzaklaştırır.