Enes Genç

Enes Genç
“İnsan olan onuruyla yaşar.”
AMASYA
Battalgazi/Malatya
616 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Hakikati kendi tekelinde gören, kendini hakikatin orijini kılan, kendi hocasından başkasını hoca bilmeyen, kendi üstadından başkasını okumayan, kendi grubundan başkasını dalalette gören insanların birbirinden alabileceği bir şey olamaz. Her sözü dinleyip akıl ve vicdanını kullanarak bu sözlerin en güzeline tabi olanlar Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Evet, bugün her şeyden çok kulak ve yüreği açık, dinleyen ve aklını kullanan kimselere ihtiyacımız var.
Sayfa 186 - beka·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve övülmeye lâyık olan ancak O'dur." [el-Fâtır, 15] Rabbimiz! Bizler sana muhtacız... Bizleri bu muhtaç lığımızın her daim farkında olan, senin dergâhına huşû ile boyun eğenlerden eyle. Kendisini senden müstağni görüp azgınlaşan, taşkınlaşan, şeytana yoldaş olanlardan eyleme!
Sayfa 172 - beka·Kitabı okudu
SÖZÜMÜZ BAŞKA AMELİMİZ BAŞKA
İslam'ın kısa bir zamanda kıtalara yayılmasının ardında yatan sebep üzerinde hiç düşündünüz mü? Bence bunun en büyük sebebi, İslam'ın ilk nesli olan sahabenin samimiyeti idi. Bu samimiyetin en büyük göstergesi ise laf ve icraat arasında. bakıldığında laf-icraat arasındaki makas son derece kapalı idi ki uyumdu. Elbette onlar melek değildi, ama bir nesil olarak Onlar, İslam'ı sözle anlatmak için uzun uzun diller dökmüyorlardı, İslam onların yaşantılarında zaten tezahür ediyordu. Biz ise habire İslam'a övgüler düzen, İslam'ın yüceliğini anlatan söylemlerde bulunuyoruz ama etkisi olmuyor. Niye? Bence İslam'ın bu çağdaki en büyük talihsizliği bizim gibi bir ümmet ile temsil ediliyor olmasıdır. Çağımızda, laf ile icraat arasındaki makas, hiçbir dönemde olmadığı kadar açılmıştır... Zannediyoruz ki insanlar lafa, söze kanarlar. Heyhat! İnsanlar lafa değil icraata bakarlar! Şimdi İslam ümmeti olarak kendimize bir bakalım: - "İslam'da, Hristiyanlıkta olduğu gibi kul ile Allah arasında ruhban sınıfı yoktur." diyoruz, gel gör ki bir takım insanlara Allah'ın sıfatlarını yakıştırarak onları aracılık makamında görme ümmetimiz içinde almış başını yürümüş... Herkes birinin elinden, eteğinden tutarak büyük hesaptan yırtma peşinde... Hz. Peygamber'in (s.a.v.), kızı Fatıma'ya "kızım Fâtıma, malımdan dilediğini iste sana vereyim. Ancak ben, Allah'a karşı sana yardımcı olamam!" deyişi hiç kulağınıza küpe olmuyor! "İslam'da körü körüne taklit ve taassup yoktur" diyoruz, sonra da dine ilişkin herhangi bir araştırma zahmetine girmeksizin olur olmaz kişileri körü körüne taklit ediyoruz. "İslam, birlik ve beraberliği, kardeşliği emreder" diyoruz. An itibarıyla yeryüzünde bizim kadar parçalanmış, birbirine düşmüş, birbirini yiyen bir ümmet yok! "Temizlik imandandır" diyoruz. An itibarıyla
Sayfa 150 - beka·Kitabı okudu
HEP ARAYIŞ İÇİNDE OLMAK
Hayat, sürekli bir arayıştır... Çocuğunuz hasta olsa ve doktora götürecek olsanız en ivi doktoru araştırırsınız... Evinizi boyatacak olsanız en iyi bova ustasını ararsınız...Bir yere pikniğe gittiğinizde manzarası en güzel olan, en sakin olan yeri ararsınız... Pazarda, markette meyve sebze alırken en tazesini, en güzelini seçersiniz... Internetten alışveriş yapacak olsanız, istediğiniz ürünlere farklı sitelerden bakıp hepsini gördükten sonra tercihte bulunursunuz... Evet, hayatımız hep arayış peşinde, en iyisini, en güzelini, en doğrusunu arama peşinde geçiyor... Geçmeli de... Gelgelelim üç günlük hayat için bunları yapan insan, iş ebedi hayatına gelince de acaba aynı arayışı sürdürüyor mu? Dini bize en doğru, en güzel, en iyi anlatacak kişileri, kitapları aradık mı? Dine dair bildiklerimizi en güzel şekilde uygulamaya geçirmenin peşinde koştuk mu? Dinî bir konuda farklı görüşler ileri sürenlerin tümünü dinliyor muyuz, yoksa sırf şöhreti var, televizyonda çıkıyor, şu kadar kişi onu dinliyor diye veya bir gruba, cemaate takılıyoruz diye "uydum kalabalığa" mantığıyla mı iş yapıyoruz? Ne diyordu Alemlerin Rabbi (c.c.)? "O kullarım ki, onlar sözü dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Gerçek akıl sahipleri de onlardır." (ez-Zümer, 18)
Sayfa 147 - beka·Kitabı okudu
"Tedbirini terk etme, takdir Hüda'nındır!"
Sayfa 124 - beka·Kitabı okudu