Hayat, sürekli bir arayıştır...
Çocuğunuz hasta olsa ve doktora götürecek olsanız en ivi doktoru araştırırsınız... Evinizi boyatacak olsanız en iyi bova ustasını ararsınız...Bir yere pikniğe gittiğinizde manzarası en güzel olan, en sakin olan yeri ararsınız... Pazarda, markette meyve sebze alırken en tazesini, en güzelini seçersiniz... Internetten alışveriş yapacak olsanız, istediğiniz ürünlere farklı sitelerden bakıp hepsini gördükten sonra tercihte bulunursunuz...
Evet, hayatımız hep arayış peşinde, en iyisini, en güzelini, en doğrusunu arama peşinde geçiyor... Geçmeli de...
Gelgelelim üç günlük hayat için bunları yapan insan, iş ebedi hayatına gelince de acaba aynı arayışı sürdürüyor mu?
Dini bize en doğru, en güzel, en iyi anlatacak kişileri, kitapları aradık mı?
Dine dair bildiklerimizi en güzel şekilde uygulamaya geçirmenin peşinde koştuk mu?
Dinî bir konuda farklı görüşler ileri sürenlerin tümünü dinliyor muyuz, yoksa sırf şöhreti var, televizyonda çıkıyor, şu kadar kişi onu dinliyor diye veya bir gruba, cemaate takılıyoruz diye "uydum kalabalığa" mantığıyla mı iş yapıyoruz?
Ne diyordu Alemlerin Rabbi (c.c.)?
"O kullarım ki, onlar sözü dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Gerçek akıl sahipleri de onlardır." (ez-Zümer, 18)