Yanıtın kısmen toplumsal kurumlar arasındaki fark ile ilgili olduğu açıktır. Bu görüşün en bariz kanıtını, aslında aynı çevreyi bölüşmüş ama farklı kurumları, bu kurumlarla ilişkili olarak da farklı GSMH'leri olan ülkelerde görüyoruz. Bunun en çarpıcı örnekleri Güney Kore ile Kuzey Kore, eski Batı Almanya ile eski Doğu Almanya, Dominik Cumhuriyeti ile Haiti. Israil ile Arap komşuları arasındaki karşılaştırmadır. Adı geçen ülke çiftlerinden birincilerin zenginliğini açıklamak için sık sık başvurulan pek çok "iyi kurum" arasında yasa egemenliği, sözleşmelere uyma zorunluluğu, özel mülkiyet haklarının korunması, yolsuzlukların önlenmesi, suikastlara pek sık rastlanmaması, ticarete, sermaye akışına açıklık, yatırımın özendirilmesi gibi şeyler var. Hiç kuşku yok, ulusların zenginlik farklarını yaratan nedenlerden biri gerçekten de iyi kurumlardır. İyi kurumların ezici şekilde en önemli açıklama olduğuna inanan pek çok ekonomist vardır, belki de çoğunluğu bu inançta. Pek çok hükümet, ajans, vakıf politikalarını, dış yardımlarını ve verdikleri borçları bu açıklamaya dayandırıyor, yoksul ülkelerde iyi kurumların geliştirilmesini birinci öncelikleri haline getiriyorlar. Ama bu iyi kurumlar görüşünün eksik yanlış değil, sadece eksik olduğu, yoksul ülkeler zenginleşecekse, başka nedenlerin de dikkate alınması gerektiği gittikçe daha iyi anlaşılıyor.