Enes Genç

Enes Genç
“İnsan olan onuruyla yaşar.”
AMASYA
Battalgazi/Malatya
616 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Hannibal eğitilmiş filleri Romalılara karşı savaşta kullanmıştı, Eski Mısırlılar zürafaları, başka hayvan türlerini eğitmiş olabilirler. Ama bu eğitilmiş hayvanların hiçbiri gerçek anlamda evcilleştirilmiş değildi yani kapalı tutuldukları yerlerde seçilerek üretilmiş ve insanlara daha yararlı olacak şekilde genetik değişiklik geçirmiş değildi. Afrika'nın gergedanları ve suaygırları evcilleştirilebilseydi ve onların sırtlarına binilebilseydi onlar yalnızca orduların karnını doyurmaya değil, Avrupalı atlıların saflarını yarabilecek, durdurulması olanaksız süvari birlikleri oluşturmaya da yarayacaktı. Gergedanların sırtlarına binmiş Bantu saldırı taburları Roma İmparatorluğu'nu yıkabilirdi. Böyle bir şey asla olmadı.
Sayfa 528 - Tübitak Popüler Bilim Kitapları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dünyayı 10.000 yıl önce ziyaret eden başka bir gezegenden gelmiş biri, Avrupa'nın en sonunda Afrika'nın Sahra altı bölgesindeki imparatorluğun uyruğu olmuş devletlerden oluşacağı öngörüsünde bulunsaydı, anlayışla karşılanabilirdi. Afrika ile Avrupa'nın çarpışmasından doğan sonuçların gerisinde yatan nedenler apaçık ortada. Avrupalılar tıpkı Amerika yerlileriyle karşılaştıkları zamanki gibi Afrika'ya girdiklerinde de üç üstünlüğü ellerinde bulunduruyorlardı: Silahlar ve başka teknolojiler, tabana yayılmış okuryazarlık, pahalı keşif ve istila programlarını sürdürebilmek için gerekli siyasal örgütlenme. Bu üstünlükler neredeyse çatışma başlar başlamaz kendilerini gösterdiler: Vasco da Gama Doğu Afrika kıyısına ulaştıktan topu topu 4 yıl sonra 1498'de namluları havaya dikilmiş toplarla dolu bir filoyla geri geldi ve Zimbabwe'nin altın ticaretinin denetimini elinde tutan Doğu Afrika'nın en önemli limanı Kilwa'yı teslim olmaya zorladı. Peki ama niçin Avrupalılar Afrika'nın Sahra altı halkından önce bu üç üstünlüğe sahip oldular? Daha önce tartıştığımız gibi bunların üçü de tarihsel olarak yiyecek üretiminden çıktı. Ama, Afrika'da evcilleştirilmeye elverişli yerli bitki ve hayvan türlerinin azlığı, yerli yiyecek üretimine elverişli bölgenin küçüklüğü, yiyecek üretiminin ve icatların yayılmasını engelleyen kuzey-güney doğrultusundaki ekseni yüzünden Afrika'nın Sahra altı bölgesinde yiyecek üretimi (Avrasya'dakine göre) geç kaldı.
Sayfa 527 - Tübitak Popüler Bilim Kitapları·Kitabı okudu
Kahve tiryakisi olan bütün okurlar kahve bitkisini evcilleştirdikleri için eski Etiyopyalılara teşekkür borçludur. Önceleri kahve yalnızca Etiyopya'da yetişiyordu, sonra Arabistan'a sıçradı, daha sonra da dünyaya yayıldı ve bugün Brezilya ve Papua Yeni Gine gibi uzak ülkelerin ekonomilerini ayakta tutuyor.
Sayfa 514 - Tübitak Popüler Bilim Kitapları·Kitabı okudu
Dünyada Yeni Gine'deki kadar çok sayıda dilin bir araya toplandığı bir yer yoktur: Dünyadaki 6000 dilin 1000 tanesi Teksas'tan biraz daha büyük bir bölgenin içine sığışmış ve onlarca dil ailesiyle birbirinden İngilizce ile Çince kadar farklı tek tek dillere bölünmüştür. Yeni Gine dillerinden yarısı neredeyse 500 kişinin konuştuğu dillerdir, en büyük (yine de alt tarafı 100.000 kişinin konuştuğu) dil grupları bile siyasal olarak yüzlerce köye bölünmüştür, bu köyler de başka dilleri konuşan köylerle savaştıkları gibi birbirleriyle de amansızca savaşmaktadır. Bu küçük toplumların her biri kendi başına şefleri ve zanaat erbabını besleyemeyecek ya da metal işleme teknolojisini ve yazıyı geliştiremeyecek kadar küçüktü.
Sayfa 409 - Tübitak Popüler Bilim Kitapları·Kitabı okudu
Malatyalı Kırk Yamalı Ramazan Hoca Hakk’a Yürüdü
Ömrünü yetimlerin başını okşamaya, kimsesizlerin yarasına merhem olmaya, gönlü kırıkların duasına ortak olmaya adamış; yüreğiyle yaşayan, hizmetle yoğrulmuş bir hak eri olan Kırk Yamalı Ramazan Hoca, Hakk’a yürümüştür. Her yamasında bir yetimin gözyaşı, bir garibin duası, bir mazlumun sessiz feryadı saklı olan o mübarek cübbe artık bir hatıra olarak kaldı. Biz onun iyiliğine, samimiyetine ve Allah için yaşadığına şahitlik ederiz. “Şahitlik ederiz ki o, Rabbimizin rızasını gözeterek yaşadı.” Yâ Rabbi, Onu salih kullarının zümresine ilhak eyle. Kabir hayatını Cennet bahçelerinden bir bahçe eyle. Rahmetinle kuşat, Peygamberine komşu eyle. Amel defterini sadakalarıyla, hayırlarıyla, güzel izleriyle dolu olarak kabul eyle. > “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.” (Şüphesiz ki biz Allah’a aidiz ve sonunda yine O’na döneceğiz.) (Bakara, 156) Onun ardından söylenebilecek en doğru söz belki de şudur: “Güzel yaşadı, güzel iz bıraktı ve Rabbine güzel döndü...” Rabbimiz, bizleri de ardında hayırla yâd edilen kullarından eylesin. Âmin.