Ömrünü yetimlerin başını okşamaya, kimsesizlerin yarasına merhem olmaya, gönlü kırıkların duasına ortak olmaya adamış; yüreğiyle yaşayan, hizmetle yoğrulmuş bir hak eri olan Kırk Yamalı Ramazan Hoca, Hakk’a yürümüştür.
Her yamasında bir yetimin gözyaşı, bir garibin duası, bir mazlumun sessiz feryadı saklı olan o mübarek cübbe artık bir hatıra olarak kaldı.
Biz onun iyiliğine, samimiyetine ve Allah için yaşadığına şahitlik ederiz.
“Şahitlik ederiz ki o, Rabbimizin rızasını gözeterek yaşadı.”
Yâ Rabbi,
Onu salih kullarının zümresine ilhak eyle.
Kabir hayatını Cennet bahçelerinden bir bahçe eyle.
Rahmetinle kuşat, Peygamberine komşu eyle.
Amel defterini sadakalarıyla, hayırlarıyla, güzel izleriyle dolu olarak kabul eyle.
> “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.”
(Şüphesiz ki biz Allah’a aidiz ve sonunda yine O’na döneceğiz.)
(Bakara, 156)
Onun ardından söylenebilecek en doğru söz belki de şudur:
“Güzel yaşadı, güzel iz bıraktı ve Rabbine güzel döndü...”
Rabbimiz, bizleri de ardında hayırla yâd edilen kullarından eylesin. Âmin.