Enes Genç

Enes Genç
“İnsan olan onuruyla yaşar.”
AMASYA
Battalgazi/Malatya
616 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Tarihe bakıldığında zorbaesir sınıflara bölünmüş toplumlarda esirler "toplumsal bir çıkış gerçekleştiremiyorsa çöküş mukadderleşiyor. Endülüs ile Osmanlı arasında sıkışan Avrupa'nın Batılaşması, Amerika'ya hicreti politikleştirmekle imkân bulmuştu. Turkmenlerin Asya'dan Anadolu'ya çıkışlarında da benzeri bir sürecin işlediği düşünülmelidir. Emeviliğin Endülüs'e hicreti de böyle okunabilir. Bir imkâna sahiplik, bir mekâna sahiplikle doğrudan bağlantılı görülmelidir. Yeryüzünün adı arz'dır. Bu yüzey "Insan'a arz edilmiştir. Bu anlamda mekânsız din yaşanamaz. Bir toprak üzerinde değilseniz "ricalun" kavramıyla vasıflanmanız da imkân dahilinde görülmeyecektir. Çünkü "rical", iki ayağı üzerinde yürü yenler, demektir. Yürümek, bir zemine, arza sahipliği kaçınılmaz kılmaktadır. Ancak rical, namazı kılıp zekâtı verebilir: "Ricâlun là tulhihim ticāratun ve lå bey'un an zikrillāhi ve ikāmis salāti ve itaiz zekâti / Ticaretin ve alışverişin, onları Allah'ın zikrinden, namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten alıkoymadığı adamlar" (24 Nur 37). Görülüyor ki, önce "şehir Medine" inşa edilecektir. Çünkü şehir "Cuma kılınan Pazar kurulan" mekândır. Bu ayet rical'in pazar ile kopmaz bağına işaret etmektedir. "Kenti Durduran Şehir", Müslümanların Batı'ya ait kentsel düzenle mekānı kaybettiğine işaret ediyor. Toplumsal anlamda yakalandığımız imkânsızlıklar, mekāna dair kısıtlanmışlığımızın dayatmalarıyla irtibat kurularak izah edilebilir.
Sayfa 20 - MGV Yayınları·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ayrıca kentleşme mülksüzleştirmeye sebep oluyor. Mülksüzleşme, kent merkezlerinin yükselen yeni sermaye grupları tarafından ele geçirilmesi, kollektif (mahalle) yaşamımızın dağıtılması yaşadığımız şehrin yanıbaşına dikilen apartman-gökdelenlerle tesis edilmektedir. İnşa edilen AVM'lerle modernitenin rasyonalizminin ürünü konutlarla mahallesinden ve "toprağından sürülen Müslüman kimlik bireyleştirilmeye uğramaktadır. Birey kimliği Müslüman toplumun kesinlikle kabul edemeyeceği bir başlangıç noktası olarak görülü yor. Müslümanın evini mahallesini kollektif kimliğini sürgünleştiren bu sürecin birey kimliğini gerçekleştirmeye yönelik bir saldırı olduğu da eklenmelidir. Müslümanlar mahalle-aile aidiyetinden bireye geçişi tahkim eden bu kimliklerle tarihsizleştirilmektedir de. O, artık tarihi olmayan biridir. Mekanını kaybetmiştir.
MGV Yayınları·Kitabı okuyor
Bilindiği üzere Kızılderili Adam tabiatı "canlı" saymakta ve toprağın derinliklerinde "altın bile olsa" onu almak için toprağı eşelemeyi "annesinin karnını deşmek şeklinde görmekteydi. Bir Kızılderili'nin tabiata hürmetini Müslüman bir ülkenin "muhafazakar" evlatlarının aynı duyarlılıkla ortaya koyamaması manidardır. Gökdelenleşme ya da Tokileşme kır sistemlerini bozarak büyük göç ve kentleşme furyasına neden oldu. Her şeyin 2000 yılından sonra vuku bulduğunu da söyleyebiliriz. Sadece İstanbul'un nüfusu bu son on yedi yıllık süreçte 8 milyondan 16-20 milyon aralığına çıktı. Yani İstanbul'da neredeyse iki Yunanistan nüfusu kadar insan yaşamakta ve ülkenin tüm vergi gelirlerini yutmaktadır. Bu nedenle "İstanbul'a gelme" demenin imkân dışı kaldığı bir siyasi süreç başlamıştır.
MGV Yayınları·Kitabı okuyor

Enes Genç

, bir kitabı okumaya başladı
Lütfi Bergen
8.3/10 · 23 okunma
"Cahil bir topluma isyan eden kişi, körlerin yolunu aydınlatmak için kendini yakan kişiye benzer!"