Kent, otomobil ve göğe aban- mış konutlar için kendi sakinlerini köleleştirmiştir. Bu durum Mısır piramitlerinin yapılması için kent halkının taş hamalı kılınmasının bir benzeridir.
Osmanlı mahallesinde kefalet müessesesi nedeniyle hırsızlık ya da fail-i meçhul bir olayın mesuliyeti mahalleliye aitti. Bu nedenle mahalleye elini kolunu sallayıp girmek mümkün değildi.
"Bugün elinizde bulunanları, bir zamanlar nasıl özlemle beklediğinizi unutmayın. Hayat, istediğimiz güzellikleri zamanla verir. Şükretmek, insanın geleceğe dair umudunu canlı tutar. Bugünkü mutluluğunuz, dünün düşlerinin meyvesidir."
Mahalleler bir anlamda öz yönetim alanlarıdır. Her mahallede, dini bilen ve ahlâk ve şerefi ile ortaya çıkmış kişiler içinden seçimle belirlenen iki muhtar, padişah onayıyla göreve başlamaktaydı. Muhtar, aynı zamanda imam adı ile anılmaktadır. Mahalledeki kefalet zincirini uygulayan muhtarların görevleri, asayiş ve güvenliğin sağlanması, ilmühaber düzenlenmesi; doğum, ölüm, göç, askerlik kayıtlarının tutulması, mahalleliye düşen vergilerin tahsil edilmesi, temizlik, bakım, onarımın sağlanması; avarız akçasının toplanması ve gereğince harcanması şeklinde idi Mahalledeki kefalet sistemi nedeni ile mahalledeki aciz, zayıf, güçsüz insanlar korunur, bir suç işlenip de faili meçhul olursa o suçtan her kes sorumlu tutulurdu. Bu nedenle mahalleli birbirini tanımak zorunda idi.