Her yıl bütün dünyada bir savaş neticesi insanın can kaybına neden olan kent içi ulaşım hakkında entelektüel bir itirazın gelişmediği görülmektedir. TÜİK 2011 raporuna göre Türkiye'de trafik kazasına dayalı olarak her yıl ortalama 4.000 kişi ölmekte ve 200.000 kişi ise yaralanmaktadır. 2005 yılı istatistiklerinde demiryollarında 522 ve karayollarında 621 bin 183 kaza olmuş; demiryolu kazalarında 143 kişi, karayollarındaki kazalarda ise 4 bin 525 kişi ölmüştür. Yine demiryolu kazalarında 273 kişi yaralanırken karayolu kazalarında 154 bin 94 kişi yaralanmıştır. Bu ölüm ve yaralanmalara rağmen Türkiye'de insan ve mal taşımasının demiryolları ile yapılmıyor olması, Batı tipi kent şablonlarının ve dahası Batı kapitalizminin eşya-mal modernliğinin ihtiyaçları ile açıklanabilir. Ulaşım için ayrılan alan açısından da demiryolunun üstünlüğü tartışılmaz boyuttadır. Aynı kapasitede taşımacılık için demiryolları, karayollarına göre daha az arazi gerektirmektedir. Platform genişliği 13,7 metre olan çift hatlı, elektrikli bir demiryolu hattı kapasite açısından, 37,5 m. genişliğinde 6 şeritli bir otobana eşdeğerdir. Karayolları 2,7 kat daha fazla arazi kullanımı gerektirmektedir. Otoyolun km. maliyeti 24 milyon Dolar, çift hatlı, sinyalli, elektrikli demiryolunun km. maliyeti 4 milyon Dolar'dır. Karayolunun teknik ömrü 10 yıl, demiryolunun teknik ömrü ise 30 yıl'dır.