Kitap, bir çocuğun gelecekte yaşayabileceği alternatif hayatları özel bir “prova odasında” görüp bunlardan birini seçebileceği fikrini hayal etmesi ve bunu arkadaşlarıyla tartışmasıyla başlıyor.
İlerleyen sayfalarda gelen bölümler ilk bakışta birbirinden kopuk gibi duruyor ama okudukça hepsinin bu alternatif ihtimaller fikrinin etrafında dolandığını fark ediyorsunuz. Sanki her hikâye, yaşanabilecek başka bir hayatın kenarından geçip bugüne değiyor gibi; aralarında açık açık kurulmayan ama aslında orada olduğu anlaşılan bir bağ var.
Saša Stanišić’in bu kitabı, parçalı anlatım yapısıyla hem kişisel hem de kolektif hafızayı sorgulayan, göç, aidiyet ve kimlik temalarını merkezine alan özgün bir okuma deneyimi sunuyor. Yazar, yer yer mizah ile derinliği dengeli bir şekilde bir araya getirerek okuru hem düşündüren hem de duygusal olarak yakalayan bir atmosfer kuruyor. Canlı ve yer yer oyunbaz dili sayesinde sıradan anlar bile beklenmedik bir anlam kazanıyor ve anlatıcı sesin samimiyeti metne güçlü bir içtenlik katıyor.
Bununla birlikte, doğrusal bir hikâye akışı bekleyen okurlar için parçalı yapı zaman zaman dağınık hissedilebilir. Ancak kitap, klasik bir roman yerine bir “anı veya hikâye kolajı” olarak değerlendirildiğinde çok daha etkileyici bir bütünlük sunuyor. Bu yaklaşımı benimsediğinizde, eser sunduğu duygusal katmanlar ve düşünsel zenginlikle özellikle modern edebiyatta farklı bir ses arayanlar için oldukça tatmin edici bir okuma deneyimi haline geliyor.
Kitabın sonunda kahramanların, alternatif yaşamlarını görmelerine tanık olduğumuz Provalar adlı bölümde de bir çok şey netleşiyor.
Şunu da belirtmeden bitirmek istemiyorum; uzun soluklu bir okuma aralığı, bu kitabın okuru için verimli olmayabilir. Hızlıca başlayıp bitirdiğinizde, soğumadan bitirilmesi gereken