Sabahları, öğleleri ve geceleri okudum; yatakta ve masada okudum; okula giderken ve dönerken okudum; diğerleri oynarken bir köşede okudum. Tabii herkes gıcık oldu bana.
En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey, bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi.