Kahramanın her dilde, her kültürde, her dinde olumlu çağrışımları vardır. İyi bir şeydir kahraman olmak. Sekizle on iki yaş arası çocukların hepsi kahramanlık öykülerinden hoşlanır. Bu kahramanın kovboy, futbolcu, asker, gangster ya da bale dansçısı olması önemli değildir. Çocuklar onlara hayranlık duyar, gündüzleri kahramanlık hayalleri kurar, geceleri rüyalarında kahraman olurlar.
Gerek düzen güçleri, gerekse muhalefetin çeşitli güçleri, çocuklardaki bu karakteristik özelliği körükler, besler ve sömürürler. Yazarlarını kahramanlık öyküleri yazmakla görevlendirirler. Komünistler, halk düşmanlarıyla savaşan cesur çocuklar üzerine öyküler yazarlar, kapitalistlerin sıfırdan milyarder olan kahramanları vardır. Cizvitler, ermişlerin yaşam öykülerini anlatırlar. Ulus devletler, kendi kurtarıcılarına tapınırlar. Sporcuların, aktörlerin, şarkıcıların menajerleri, temsilciliğini yaptıkları kişileri pazarlarken çocukları ve gençleri cezbetmeye dikkat ederler.
Totaliter yönetim için, çocuğun zihnini bir kahraman aracılığıyla “ele geçirmek” ya da “rehin almak” son derece önemlidir. Çocuk, belirli bir değerler sistemini ve ideolojiyi, kahramanlar aracılığıyla sorgusuz sualsiz kabullenir, kendine mal eder. Yetişkinler olarak da, çoğunlukla çocukluğumuzdaki bağlılıklarımızı sürdürürüz.