…mesela insan, akılsaldır; ancak onda akılsal olan, bilfiil akılsal değildir, bilkuvve akılsaldır. O, ancak akıl kendisini düşündükten sonra bilfiil akılsal olur. O halde insanda akılsal olan, her zaman düşünen özne olmadığı gibi akıl da hiçbir zaman akılsal değildir. Aynı şekilde bizim aklımız, akıl olma bakımından, akılsal değildir.
"...geçmişte henüz ellerinde bir şeyler varken bize yaptıkları yardımın, gösterdikleri şefkatin bir benzerini, şimdi kendimiz de güçsüz olduğumuz için, onlara gösteremeyeceğimizden duyduğumuz korkudur. Onlara uygulanan şiddet, onların uyguladığı şiddeti unutmamıza yol açar."
"Ben hep doğruyu söylüyorum: hepsini değil, çünkü hepsini söylemeye erişilemez. Hepsini söylemek olanaksızdır, maddî olarak: bunun için sözcükler eksiktir. Tam bu olanaksız aracılığıyla doğru gerçeğe bağlıdır."
Fakat melankoli yalnızca sonsuz yoğunluktaki düşlerin yerine gelmesinin imkânsızlığından ötürü kapıldığı mutsuzluk değildir insanın, aynı zamanda düşlerin bu dünyada yerine geleceği umudundan azat olmaktır. Bu ifanın mümkün olmadığını bilmek, her şeyi şu gûya biricik hayatta “yakalamaya” dönük çileli gayretten kurtulmayı sağlar. Melankolinin zamanı, yeni bir özgürlüğün zamanı da olabilir o vakit.