"Aristarkus’un dönemiyle Kopernik’in dönemi arasında geçen 1800 yıl boyunca gezegenlerin doğru olarak dizilişini bilen çıkmadı. Oysa M.Ö. 280 yılında bu doğru olarak açıklanmıştı. Aristarkus’un ortaya attığı fikir, çağdaşlarını çileden çıkardı. Anaksagoras’a, Bruno’ya ve Galileo’ya karşı yükselen seslerin benzerleri Aristarkus’a karşı da yükseldi ve dinsizlikle suçlanması istendi. Aristarkus ve Kopernik’e karşı gösterilen direniş, Güneş’in yerküre çevresinde döndüğü görüşü günlük yaşamımızda halen de sürmektedir. Hâlâ Güneş’in <doğduğundan> Güneş’in <battığından> söz ederiz. Aristarkus’un helyosenirizm fikrini ortaya attığından bu yana 2.200 yıl geçti ve kullandığımız dil hâlâ yerküremizin dönmediği yolundadır."
...
"Aristarkus’un bize bıraktığı büyük mirası şudur: Ne bize, ne gezegenimize doğada ayrıcalık tanınmış değildir. Bu görüş, gezegenimizin yıldızlarla kıyaslanışında geçerli olduğu kadar, insanlık ailesinin kişileri arasındaki çeşitli ilişkilerde de geçerlidir. Bu görüşün etkisiyle astronomide olduğu kadar, fizikte, biyolojide, antropolojide, ekonomide ve siyasette büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu görüşün sosyal açıdan fazla yaygınlaşması, aynı zamanda örtbas edilmesini hedef alan girişimlerin de nedenini oluşturuyor mu, diye sormadan edemiyorum."
Bilen özne kendi iç "aleminden" nasıl dışarı çıkar ve "başka ve dış" bir aleme varır, nasıl olur da bilmenin bir nesnesi olabilir, öznenin başka bir aleme atlamak zorunda kalmaması için nesneyi nasıl düşünmeliyiz ki sonuçta özne onu bilebilsin ?
"Dasein'ın “özü” kendi varoluşundadır. Bu varolanın meydana çıkarılabilen karakterleri şu veya bu “görüntüye" sahip mevcut bir varolanın mevcut “özellikleri” olmayıp hep kendisinin var olma olanaklarıdır, bundan başka bir şey değil. Bu varolanın şu-olmaklıklarının hepsi de birincil olarak varlıktır. Bu yüzden söz konusu varolanı isimlendirmek için kullanılan “Dasein” başlığı onun masa, ev, ağaç gibisinden bir neliğini değil, varlığı ifade eder."
"Dasein kendini daima kendi varoluşundan hareketle anlar: yani kendinin bir olanağı olan kendi gibi olma ya da olmayışıyla. Dasein bu olanakları ya bizzat seçmiştir ya da bunların içine düşmüştür veya onlar içinde büyümüştür. Varoluş, olanakları yakalama ya da ihmal etme minvalleri üzerinden yalnızca ilgili Dasein'ın kendisince kararlaştırılır. Varoluş sorusu yalnızca varolmak suretiyle halledilebilecek bir sorudur. "