Soylu fikirler bir tarafa,biz eşyayı olduğu gibi kabul ederiz ve gerçekler hakkında hayal kurmamak için bütün yeteneklerimizi seferber ederiz ve dikkatli bir araştırma da hava olup giden uygarlığın savunulması gibi laflarla elde tutulup gözle görülen hiçbir şey tanımlanamaz
Yaz akşamlarının bu içli, bu yetim sesi bence eylüle yaraşır .Sanki ince bir yağmur çiseliyor,bir ağacın son yaprağı zayıf sapı üstünde ayazdan titriyor,o ıslak Sarı ,son yaprak işte bu seslerle yalvarıyordu:
-"Beni düşünme,beni de ayırma!" diyordu. Ağlayan yaz akşamları değil,eylüldü.!..Kimsesiz yollarda,yüreği sızlayan Eylül...bu geniş dumanlı boşlukta;bu siyah ,kocaman dağlar arasında ,hıçkıra hıçkıra,oradan oraya çarpa çarpa kırılıyor,dökülüyordu. Ellerim çenemin altında düşünmüştüm. Ama ne? O zaman anlayamadığım hislerimi şimdi kalbimden süzüp buraya yazıyorum.