Gonca Öztaşyonar

Gonca Öztaşyonar
@Gonii
Puan vermedi·%0 (1/437 syf.)·
—spoiler olabilir— Mağlup ve fiilen bitmeye yüz tutmuş bir imparatorluk, başkentin işgali, mütareke, Milli Mücadele yılları, namuslular ve namussuzlar. Ne kadar karışık bir memleket fotoğrafı değil mi? Böylesi bir ortamda insanların düşüncelerinin de memleket kadar karışık olması tabii bir vaziyet. Evlat babasından, koca karısından, asker kumandanından çok farklı düşüncelere sahip memleket hakkında. Kimsenin attığı adıma dahi güvenemediği bir hâl. İşte böyle bir ortamda, bu şerait altında birbirlerinden başka güvenecek kimsesi olmayanlar, kitaptaki tabiriyle üç buçuk baldırı çıplak, galip cihan devletlerine kafa tuttu. Topyekun bir halk hareketi, vatanperver insanlar ve sonunda “hür” bir memleket. Kamil Bey, soylu bir aileden gelen bir paşa çocuğu. Ömrünü ve eğitimini yurt dışında geçirmiş, yoksulluk nedir tatmamış, eli silah tutmamış bir aydın. Tüm bu Cihan Harbi hengamesinde yurdundan uzakta olanı biteni takip etmiş. Harp sonrası mâli durumun kötüleşmesi, Kamil Bey’in yolunu mağlup Cihan İmparatorluğu’nun başkentine düşürüyor. İlk başlarda geçim kaygısı hasıl olmuşken zamanla, iyi kötü, bu sorunun üstesinden geliyor. Bu zamana kadar halktan oldukça kopuk yaşamış Kamil Bey, istemeye istemeye halkla ilişki kurmak zorunda kalıyor. Maddi durumu artık fildişi kulesinde oturmasına mâni oluyor. Ortalığı kaynatan yegâne şey işgal. Osmanlı’nın yüzlerce yıllık başkentinde İtilaf Devletleri’nin hükmü geçiyor artık. Bugünden bakınca kanımızı donduran bu manzara, o zamanlarda fikrî ihtilaflara sebep oluyor. Bir yanda manda savunucuları, diğer yanda imparatorluk yanlıları, diğer yanda memleketi esir eden düşmanı söküp atma hayalleri kuran “üç buçuk baldırı çıplak” Bu ortamda, herkes gibi, Kamil Bey de derin iç çatışmalar yaşadı. Kuva-yı Milliye tarafını seçmişti ama, bu
Düşünce
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 201913,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·256 syf.··
2022 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2022 16:37
—Spoiler olabilir— Yirmi yaşına gelmemiş bir kadının dost meclisinde anlatılan korku hikayeleri sayesinde temeli atılan bu roman, yazarına iki yüz yıl sonra da aynı iştah ve zevkle okunacağının hayalini kurdurmuş mudur? Bilimkurgu romanı olsa da, kitabı farklı bakış açılarıyla okumak mümkün. Kitapta doktor Victor Frankenstein’ın canavarı nasıl yarattığına dair çok bilgi edinemiyoruz. Hatta kendisi de daha önce yarattığı canavara bir eş yaratmak istediğinde daha önce yaptıklarını hatırlayamıyor ve bunun için mücadele ediyor. Bu sebeple, kitabın bilimkurgu yönünden çok felsefi, siyasi ve edebi yönleriyle ele alınmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum. Bir canavar yaratıyor doktor Frankenstein. Ceset parçalarını topluyor ve muhtemelen bir elektrik akımı vasıtasıyla onu canlandırıyor. Fakat canavarın canlı görüntüsü doktorumuzu çok korkutuyor ve doktor arkasına bile bakmadan yaşadığı şehri terk edip gidiyor. Yaratılanın bir adı yok. Canavar, yaratık ya da iblis… Başlangıçta konuşamayan, insan yaşayışına dair hiçbir şey bilmeyen bir mahluk. Bu tür yetileri sonradan edinen canavar, karşılaştığı herkesten kötülük görünce, yaratıcısına lanet edip kendisi de kötülük yapmaya başlıyor. Temelde diğer insanlarla eşit olma isteği varken, karşılaştığı her durum onu daha kötü birisi haline getiriyor. Yaratmak, Tanrı rolüne soyunmak, Tanrı olmak… Bütün bunlar mutlak güç getirir mi? Kitabın yazarı Mary Shelley’e göre bütün bunlar safsatadan ibaret. Yaratmak hiçbir zaman mutlak güç getirmiyor. Hiç kimse, yarattığı şey üzerinde tam bir egemenlik kuramıyor. Yaradılan her şey başkaldırıyor ve kendi kanatlarıyla uçmak istiyor. Victor Frankenstein da mutlak güçten yoksundu; yarattı, yaratılan yaratıcısına başkaldırdı ve en sonunda yaratan yaratılana boyun eğmek zorunda kaldı. Romanın
Düşünce
FrankensteinMary Shelley · İthaki Yayınları · 202121,8bin okunma
Bu ben :)
...zamanını ya okuyarak ya sigarasını içerken pencereden dışarı bakarak... geçiriyordu.
Edebiyat