Ayşen Özer

Zihnim Neden Susmuyor?
7/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 23:40
“Aşırı düşünmenin üstesinden gelmeye çalışmak bataklıktan çıkmaya çalışmaya benzer.” Yazarımız, Susan Nolen-Hoeksema, yıllara yayılan psikoloji araştırmalarından yola çıkarak kadınların neden daha fazla “aşırı düşündüğünü” incelemiş. Araştırmalarına göre kadınlar, erkeklere kıyasla daha fazla #ruminasyon, yani zihinsel geviş getirme eğiliminde. Bu, düşünmekten ziyade aynı düşünceyi çözüm üretmeden tekrar tekrar zihinde döndürmek anlamına geliyor. Bu düşünme biçimi insana ilk başta analiz yapıyormuş, sorunun köküne iniyormuş hissi verse de aslında çoğu zaman bir duygusal bataklık. İnsanı harekete geçirmek yerine daha da içine çeken bir döngü. Peki neden özellikle kadınlar? Yazar bunu biyolojik değil, büyük ölçüde toplumsal nedenlerle açıklıyor. Kadınların daha sık tacize uğraması, iş hayatında geri planda kalması, finansal özgürlüklerinin kısıtlı olması vb. Tüm bunlar, düşüncenin içe doğru dönmesine zemin hazırlıyor. Peki bunun önüne geçebilmek için ne yapabiliriz? Aşırı düşünmeyi durduramadığımız aşikar. Kitap, çözüm olarak “düşünmeyi tamamen bırakmayı” değil, odağı değiştirmeyi öneriyor. “Bu neden oldu?” sorusu yerine “Şu an ne yapabilirim?” demek gibi. Başta kitabın bu kısmını okurken biraz yüzeysel bulduğumu itiraf etmeliyim. “Şunu yap, bunu yap” demekten öteye geçmiyor gibi gelmişti. Ama zamanla fark ettim ki, günlük hayatta aşırı düşünmeye kapıldığım anlarda bu öneriler zihnime düşmeye başladı. Kitabın sonlarına doğru gerçek insanların hikâyelerine yer verilmesi de benim için çok kıymetliydi. Hem anlatılanları somutlaştırdı hem de o tanıdık duyguyu verdi: “Yalnız değilim.” Aşırı düşünen, kendine fazla yüklenen, zihninde sürekli aynı cümleleri evirip çeviren herkese önerimdir. “Öylece oturup mutsuzluğunuzdan kurtarılmayı beklemek, onu daha uzun süre yaşamanızı
Aşırı Düşünen KadınlarDr. Susan Nolen-Hoeksema · Diyojen Yayıncılık · 2023357 okunma
Reklam
8/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2019 23. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2019 14:48
"Bu bencil dünyada bir insanın sahip olabileceği, onu hiç terk etmeyen, asla nankörlük etmeyen mutlak surette tek fedakar dostu köpeğidir." -->Tek bir köpeğin, tarihin akışını değiştiremeyeceğini sanıyorsanız, belli ki Peritas'ı duymamışsınız; Büyük İskender'i bir filin ayakları altında ezilmekten kurtaran köpeği. Ya da Fransa ile Rusya arasında savaş çıkmasına yol açan İtalyan tazısı Biche'i. Papa VII. Clemens'i ısırıp İngiltere'nin Katolik Kilisesi'nden kopmasına neden olan Urian'ı. Richard Wagner'e operalarını bestelerken yardım eden Peps ile Fips'i... Bunlar, Uygarlığı Değiştiren 100 Köpek'in kahramanlarından sadece birkaçı. -->Kitap bu 100 köpeğin bilim, tarih, sanat, devlet yönetimi, din ve insana mal edilmiş hemen her alana yaptığı olağanüstü katkıları gözler önüne seriyor. -->Fransa cumhurbaşkanlığına soyunan bir köpekle ve bir film stüdyosunu kurtaran bir diğeriyle tanışıyoruz. Büyük edebî eserlere esin kaynağı olan köpeklerden tutun da savaşta gösterdikleri üstün hizmetlerden dolayı madalya alanlar, hatta emlak devi haline gelen bir köpek bile var. -->Keyifli bir dille anlatılan bu gerçek hikâyeler, sevgili yoldaşlarımız köpeklerin zekâsı, cesareti ve sevecen doğasına bir övgü niteliğinde. Çok keyif alarak okuyacağınıza eminim :))
1000Kitap
Uygarlığı Değiştiren 100 KöpekSam Stall · Can Yayınları · 201051 okunma
"Aşkta kim saygı duyar dosta?"
7/10
·148 syf.··
2021 6. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2021 20:19
“Tanrım, aman Tanrım, ne çılgınlıklar var içimizde!” --> Veronalı İki Soylu Delikanlı, İngiliz oyun yazarı William Shakespeare’in günümüze ulaşan ilk eseridir. --> Shakespeare'in oyunları arasında en az sayıda oyuncuya sahip olmasının yanı sıra ilk defa bir kadın kahramanın bir erkek çocuk elbiseleri ile sahneye çıktığı oyundur. --> Oyundaki bazı sahneler Elizabeth dönemi seyircisi için tatmin edici olsa da günümüz okuruna fazlasıyla anlamsız gelebilir. --> İşlenen temalar dostluk, aşk, ihtiras, hırs, değişim, ihanet ve feragattir. --> Oyunda sevgililerin ilişkileri ön planda olduğundan Shakespeare’in ilk romantik komedyası sayılmaktadır. --> Savaşlarda dövüşmesi, üniversitelerde eğitim görmesi veya seyahat etmesi gereken gençlerin aşk yüzünden engele uğradığı anlatılılır. Üstelik bu, aşk entelektüel gelişimlerinin yanı sıra karakterlere fiziksel olarak da etki etmektedir. --> Şahsen ben tutkunun insanda yarattığı etkinin farklı perspektiflerden yansıtılmasını çok sevdim. Örneğin Julia karakterinin sevgisi uğruna erkek kılığına girerek bir dönüşüm geçirmesi, cesaretinin yansıtılması. Valentine’in kıyafetleri ve davranışları değişerek benliğinin dışına çıkması; Proteusun ise bambaşka bir açıdan etkilenerek dostluğunu ve sözünü hiçe sayıp asıl benliğinden uzaklaşması. --> Eserdeki en beğenmediğim nokta ise ne yazık ki yine Kadının yerinin tasvir edilişi oldu. Dönemi yansıtan bu eserde kadınlar erkeklere birer eş olarak sunulan, zayıf varlıklar olarak anlatılmaktalar. Dahası oyunda tecavüz tehdidine ve kadınların “hayır” derken aslında “evet”i kastettiklerine dair hoş olmayan sahnelere yer verilmişti. --> Kadın karakterler aşklarına bağlı kalırken erkekler vefasız olarak gösterilmekteydi. Proteus’un da dediği gibi “Ah tanrım, erkek bir de değişmez olsaydı/ kusursuz
Aşk
Veronalı İki Soylu DelikanlıWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20131,251 okunma
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2020 17:14
--> İnsan Neyle Yaşar, 1885'de Rus yazar Leo Tolstoy'un yazdığı kısa hikâyedir. --> İş Bankası Kültür Yayınları'nın hazırlamış olduğu bu basımda ek olarak 5 hikâye daha bulunmaktadır. --> Sırasıyla; Kıvılcımı Söndürmeyen Ateşi Zapt edemez, Mum, Kızlar Büyüklerden Akıllıymış, İnsana çok toprak gerekir mi? ve İlyas. --> Kitabın kapağına bakıldığında Tolstoy'dan bir deneme okuyacağımı sanıyordum fakat kitabın öykülerden oluşmasına çok sevindim çünkü kısacık yazılarda büyük fikirlerin aktarılabilmesi beni çok etkiliyor. --> Hikayelerin konusuna gelirsek aslında her biri Hristiyan inancına göre olması gereken insan modelini anlatıyor. Sevginin, yardımlaşmanın ve inancın öneminden bahsediyor. Fakat anlatılanları kavramak için Hristiyan olmaya gerek yok elbette. İnancınız ne olursa olsun kendinizden bir parça bulabileceğiniz öğütler bunlar. --> Peki gelelim asıl soruya. İnsan ne ile yaşar? Ünlü yazarımız Tolstoy diyor ki insan sevgiyle yaşar. İstediğin her şeye sahip olsan da sevgisiz kalmışsan, sahip olduklarının hiçbiri bir değer taşımaz diyor. --> Elbette yazarımıza katılıyor ve sevgisiz mutluluk olmayacağını düşünüyorum. Lakin ne yazık ki günümüz şartlarında insan parasız da yaşayamıyor. Karnı açken, sevdikleri ölüme mahkumken, hayattan zevk almaya gücü yetmezken tam anlamıyla yaşıyor sayılmıyor. --> Bahsetmek istediğim bir diğer hikâye ise "İnsana Çok Toprak Gerekir mi?" bu hikayeyi de yaşamın her alanına uyarlayabiliriz diye düşünüyorum. İnsana çok para gerekir mi? Çok hırs gerekir mi? Unutmayın ki boşuna dememişler her şeyin azı karar çoğu zarar diye. İnsan sınırını bilmeli. Daha fazlasını elde etmek isterken elindekinden olmamalı. --> Uzun lafın kısası Tolstoy hikayelerinde bizleri düşünmeye ve yaşam biçimimizi sorgulamaya davet ediyor. Bu sebeple değişim planlarının
Edebiyat
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020234bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2020 11. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2020 15:54
“Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı, bilgelik mucizeler yaratabilir ama bilgelik anlatılamaz ve öğretilemez." --> Siddhartha, Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Hermann Hesse'nin, 1922 yılında kaleme aldığı, Budizm felsefesinin ezoterik yönlerini işleyen, en ünlü eserleridir. --> Birinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda insanları yaşamlarını yeniden kurmaya çağıran ve Doğu gizemciliğini yücelten Siddhartha, insanın öz benliğini bularak uygarlığın yerleşik biçimlerinden kurtulmaya çalışmasını anlatır. --> Siddhartha kelimesi Sanskrit dilinde “siddha” elde etmek, “artha” aranan anlamına gelmektedir. --> Başkarakter Siddharta’nın amacı Nirvana’ya ulaşmaktır. “Ateşin sönmesi” anlamına gelen Nirvana istek ve tutkuların yok olduğu, kişinin benliğinden soyunduğu ve ıstıraptan etkilenmediği bir iç huzura ulaşmak demektir. --> Eser şiirsel bir dille yazılmıştır, bu sebeple üslubu beni bir miktar yordu aramızda kalsın ;) --> Evlerimize kapandığımız bu zor günlerde yapılabilecek en güzel uğraşlardan biri de benliğimizi sorgulamak, hayat amacımızı bu yaşamdaki konumumuzu değerlendirmek. Eğer kitaplığınızda bulunuyorsa bu fırsatı mutlaka değerlendirin derim. Herkese iyi okumalar :) --> Daha detaylı bir inceleme okumak isteyenler için benim severek okuduğum bir yazının linkini bırakıyorum. dipnotkitap.net/OYKU_ve_NOVELLA...
Edebiyat
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma
Reklam