Namık Kemal'in, Türk Edebiyatı'ndaki yerinden ve öneminden bahsetmeye sanıyorum ki gerek yoktur. Tanzimat döneminin en aydın insanlarından birisidir. Her eserinde hürriyet, milliyet ve vatan sevgisinden bahsetmeyi bir görev edinmiştir. Öyle ki; Mustafa Kemal Atatürk bile onun fikirlerinden ilham almış ve etkilenmiştir.
Vatan Yahut Silistre, her ne kadar kendisine sürgünü getirse de, yazarın en önemli eserlerinden biridir.
4 perdelik bir tiyatro metni şeklindeki kurgu ilk görüşte aşık olan bir çiftle; İslam Bey ve Zekiye Hanım ile başlar ama çok kısa süre içinde bir vatanı müdafaa mücadelesine dönüşür.
Kırım savaşı patlak vermiştir ve İslam Bey, kalbinde vatan sevgisinden başka hiçbir şeye yer olmayan bir vatanseverdir. Vatanı korumak için Zekiye Hanımı gözünü kırpmadan ardında bırakıp, kanını son damlasına kadar vatanı için harcama ümidiyle cepheye gider. Ancak Zekiye Hanım, artık İslam Bey olmadan yaşayamaz. Babasını hiç tanımamıştır, annesini de yakın zamanda kaybetmiştir ve onu evine bağlayan hiçbir şeyi kalmamıştır. Böylelikle Zekiye Hanım erkek kılığına girer ve İslam Bey'in peşi sıra cepheye ilerler.
Merak edenler için; Silistre Tuna Nehri kıyısında bir şehir. Osmanlı Devleti için her zaman önemli ve stratejik bir nokta olarak görülmüştür. İslam Bey, işte vatan için bu kadar büyük önemi olan bir noktayı düşmana karşı savunma görevini üstlenmiştir.
Vatan Yahut Silistre'de Namık Kemal, vatan sevgisi ile akla gelebilecek diğer her türlü duyguyu kıyaslamış ve vatanın her zaman dağa ağır basacağını göstermeye çalışmıştır.
Her sayfasında yoğun vatan sevgisiyle dolup taşacağınız, savaşı kanınızda hissedeceğiniz ve vatanı koruyan askerlerle gurur duyacağınız bir eser olduğuna inanıyorum.
Vatan Yahut Silistre sahnelendiğinde halkı çok etkilemiş, deyim yerindeyse galeyana
Demek Ulysses’i okumak istiyorsun sorusuna verilen cevap genelde kolay gelsin oluyor. Zor bir kitap Ulysses edebiyatla hafiften haşır neşir olan herkesin bildiği gibi. Eleştirmenler, okuyucular ya da bloglarında kitabı inceleyenler demiyor sadece bunu. Joyce’un kendisi profesörlerin yüzyıllarca ne demek istediğini tartışacaklarını iddia ediyor olanca ukalalığıyla. Evet, adam çalışmış, yazmış, birçok şey denemiş, bir çok farklı yola girmiş, insanları kızdırmış. Hipster’larla karşılaştıranlar bile var. Evet, akademisyenler hala tartışıyor tıpkı tahmin ettiği gibi. Ve evet, Ulysses, üzerinde binlerce kitap, makale, araştırma vb. yazılan bu kitap, modernizmin bir (belki de en önemli) klasiği olmuş ve birçok otorite tarafından yazılmış en önemli romanlar arasında tanımlanıyor.
Zor bir kitap ve 1996’da Nevzat Erkmen’in yaptığı çevirinin de okumayı kolaylaştırmadığı bir gerçek. Bu yüzden ilk önce kitaba başlamadan önce birkaç ipucu paylaşayım dedim. Daha önce yazdığım ve kitap hakkında bir ön bilgi içeren yazıya ( sacmaninbagladiklari.wordpress.com/2020/01/12/sacm... ) adresinden ulaşabilirsiniz.
İlk önce Ulysses’i neden okumak istediğimizi kendimize sorabiliriz belki. Gerçekten gerekli mi, ya da bir katkısı olacak mı bana Ulysses’i okumanın? Bu soruyu, kitap neden okumalı, ya da klasiklerin bana ne faydası var gibi sorularla karşılaştırabilir ve benzer cevaplar verebiliriz elbette. Ulysses’i okumak isteyen kalabalık da genelde kitabı aşılması gereken bir zirve olarak görür ve bitirdiği gün o tamamlamış/tamamlanmış olma hissini, o tatmini arar. Ne yazık ki o duyguya ulaşamayacaksınız Ulysses bitince. Çünkü yazarımız, o kötü adam James Joyce, kitabın içerisine bağımlılık yapıcı bir madde bırakmış, bitirdikten sonra bölümleri tekrar tekrar
Demek Ulysses’i okumak istiyorsun sorusuna verilen cevap genelde kolay gelsin oluyor. Zor bir kitap Ulysses edebiyatla hafiften haşır neşir olan herkesin bildiği gibi. Eleştirmenler, okuyucular ya da bloglarında kitabı inceleyenler demiyor sadece bunu. Joyce’un kendisi profesörlerin yüzyıllarca ne demek istediğini tartışacaklarını iddia ediyor olanca ukalalığıyla. Evet, adam çalışmış, yazmış, birçok şey denemiş, bir çok farklı yola girmiş, insanları kızdırmış. Hipster’larla karşılaştıranlar bile var. Evet, akademisyenler hala tartışıyor tıpkı tahmin ettiği gibi. Ve evet, Ulysses, üzerinde binlerce kitap, makale, araştırma vb. yazılan bu kitap, modernizmin bir (belki de en önemli) klasiği olmuş ve birçok otorite tarafından yazılmış en önemli romanlar arasında tanımlanıyor.
Zor bir kitap ve 1996’da Nevzat Erkmen’in yaptığı çevirinin de okumayı kolaylaştırmadığı bir gerçek. Bu yüzden ilk önce kitaba başlamadan önce birkaç ipucu paylaşayım dedim. Daha önce yazdığım ve kitap hakkında bir ön bilgi içeren yazıya ( sacmaninbagladiklari.wordpress.com/2020/01/12/sacm... ) adresinden ulaşabilirsiniz.
İlk önce Ulysses’i neden okumak istediğimizi kendimize sorabiliriz belki. Gerçekten gerekli mi, ya da bir katkısı olacak mı bana Ulysses’i okumanın? Bu soruyu, kitap neden okumalı, ya da klasiklerin bana ne faydası var gibi sorularla karşılaştırabilir ve benzer cevaplar verebiliriz elbette. Ulysses’i okumak isteyen kalabalık da genelde kitabı aşılması gereken bir zirve olarak görür ve bitirdiği gün o tamamlamış/tamamlanmış olma hissini, o tatmini arar. Ne yazık ki o duyguya ulaşamayacaksınız Ulysses bitince. Çünkü yazarımız, o kötü adam James Joyce, kitabın içerisine bağımlılık yapıcı bir madde bırakmış, bitirdikten sonra bölümleri tekrar tekrar