Harabetmek mermerde yükselen çıplak yüzü,
Çekiçle dövmek her biçimi her güzelliği.
Sevmek mükemmelliği çünkü eşiktir o,
Ama tanır tanımaz inkâr etmek, onu ölü unutmak,
Mükemmel olmayış doruktur.
İnsan üstüne us yürütürken, dünyasal şeylere, yukarıdan bakıyormuş gibi bak: kalabalıklara, ordulara, tarımsal etkinliklere, evlenmelere, boşanmalara, doğumlara, ölümlere, mahkemelerin uğultusuna, ıssız bölgelere, her çeşit barbar halka, bayramlara, yaslara, kamu yaşamına, her şeyin iç içe geçmişliğine, karşıtlardan doğan uyuma.
Üç türlü ilişkimiz vardır: biri, bizi sarmalayan şeyle, bedenimizle, öteki her şeyin kaynaklandığı tanrısal nedenle, üçüncüsü ise çevremizde yaşayan insanlarla.
Her şeyin altında yatan madde ne de kokuşmuş! Su, toz, kemik, pislik. Dahası: mermerler, toprağın nasırları; altın ve gümüş, tortuları; giysiler, hayvan postları; erguvan rengi, kan; geri kalan her şey de böyle. Soluğumuz da buna benzer, dönüşerek bir öğeden başkasına geçer.