Çocukluğumdan bu yana sevgiyi, mutlak bir ait olma duygusu, mutlak bir birbirine ait olma, bir aitlik duygusu içinde hissettiğimden, düşlediğimden, arzuladığımdan olsa gerek, sevgiyi mutlak bir monogami olarak düşünmüşümdür; oysa ki, insanın gerçekliği, 'Ben'den 'Diğerinin Ben'ine (von Ich zu Ich) bağlanmaya izin vermediğinden, katıksız, şeytani bir korku içime yer etmiştir ki bu korkuyu, kendi poligamim ile iyice çoğaltmışımdır. Bu durumda olan tek kişi ben değilim elbette. Insanlığın cinsel ahlakı büyük ölçüde buna benzer düşünüşlerden etkilenmiştir; sanatta trajik olanı, sevginin ifade biçimlerindeki hüznü ve aynı şekilde tüm dini etkileri ile birlikte bir mistik olarak sevgiyi anlamak için bu noktadan yola çıkmak gerek. Şu durumda benim dünya görüşümde de mistik anlamda mucizevi olana yönelmeme şaşırmamak gerek; umutsuzluğa kapıldığım, tümüyle gerçeğe uygun düşmeyen durumlarda bulunduğumda, bu "objektif" mucizeden bir çıkar yol bulmayı ümit ediyorum.
Birkaç gün önce öğleyin La Plata'da Aeneid'in VI. Kitabı üzerine bir konuşma yapıyordum. Altı ölçülü bir dizeyi vurgulaya vurgulaya söylerken, yolumun hangisi olduğunu anladım ansızın. Bu kararı verdim. O andan sonra, kendimi yara almaz hissetmeye başladım. Benim yazgım senin olacak, Latince ve Vergilius'un orta yerinde ani açınlama gelecek sana da ve o zaman iki ayrı zamanda ve iki ayrı yerde geçen bu garip kahince söyleşiyi bütünüyle unutmuş olacaksın. Uykuna döndüğünde sen benim yerimde bulunacaksın ve sen de benim düşüm olacaksın.
- Unutmayacağım ve yarın kağıda dökeceğim.
- Belleğinin derinliklerinde, düşlerin gelgitinin altında kalacak. Yazacağın zaman da, düşsel bir öykü ördüğüne inanacaksın. Yarın olmayacak, yine de senin önünde uzun yıllar var.
Konuşması durdu, ölmüş olduğunu anladım.
Bir anlamda, ben de onunla birlikte öldüm; iç sıkıntısıyla yastığın üzerine eğildiğimde kimse kalmamıştı bile.
UYKUSUZLUK nedir?
Soru retorik; yanıtını da çok iyi biliyorum.
Gecenin yüreğinde kaçınılmaz çan seslerinden çekinmek
ve onların sayısını tutmaktır, yersiz bir büyüyle düzenli soluk almaya çabalamaktır, aniden dönen gövdenin ağırlığıdır, gözkapaklarının kasılmasıdır, kesinlikle uyanıklık olmayan ve yüksek ateşe benzeyen bir haldir, yıllar önce
okunmuş paragraflardan parçalar söylemlemektir, başkaları uyurken yaşlanmaktan ötürü suçluluk duymaktır, uykuya dalmak isteyip de uykuya dalamamaktır, varolmanın ve
varolmayı sürdürmenin korkunçluğudur, geleceği kuşkulu gün ağarmasıdır.
yeryüzünde bir tek şeyin ölümlü olmadığını ve her birinin gölgesini yansıttığını biliyorum. Bu gece, sözcükleri kullanmadan, ölüme bir şenliğe girer gibi girmek gerektiğini söyledin bana.
Bir anda acıyla anladım her şeyi. Birisi büyüdükçe, ötekinin kökleri daha derinlere iniyordu. Eğer neşe istersem, bu keder de istediğim anlamına gelir.
Hiçbir şey, ya da her şey.