Selam Sevgili Dostlar , eser ilk elime aldigimda içimi bir heyacan kaplamıştı lakin çevirdiğim her sayfada gitgide umudum azaldı...Yazar Rüyalar ülkesi imgesi beni heyecanlandırmıştı. Maalesef ki yazar tamamen karmaşık halde bir olay örgüsü ile gerçeklikten uzak bir o kadar da gerçeklik içinde bocalayip durmuş... Ütopya desen değil, Distopya desen değil , imgeleme güçlü desen değil , anlayacağınız dostlar okunmasını tavsiye etmem, uzak durun :)))
alfred kubin'in eşsiz romanı.
altıkırkbeş'in bana göre yaptıkları en güzel işi budur.
roman, hikayeyi anlatan kahramanımıza bir temsilci gelmesiyle başlar. temsilci, kahramanımıza "rüya ülkesi" adında 31.000 km'lik bir ülke yaratıldığından ve bu ülkenin sahibi de kahramanımızın çocukluk arkadaşı olduğundan bahsedip, o ülkeye davet eder.
rüya halkı'nı "sadece ruh halleriyle var olurlar", "her türlü ilerlemeye, bilime karşı" olarak tanımlar. ülkeye sadece tek bir kapıdan giriş çıkış yapılmaktadır. geriye kalan tüm alan duvarlarla çevrilidir. ülkeye kabul edilenlerin, doğuştan ya da yaşadıkları deneyimlerle "özellikleri" olan insanlardan oluştuğunu söyler.
claus patera, yani rüya ülkesi'nin yöneticisi, açıklanmayan bir olayla büyük bir servetin sahibi olduktan sonra, kendisine böyle bir ülke yaratmıştır.
sayfalar ilerledikçe tekinsiz bir yolculuğa çıkarız. eşini de alıp yola koyulan kahramanımızın içini yiyip bitiren endişeleri olsa da kendisine sunulan para ve rahat bir yaşam, bu endişeleri sümen altı eder. kapıdan geçer geçmez bir daha geri dönemeyeceğini hissetmeye başlar. bu korku hiç de yersiz değildir. insanların görünümü o kadar etkileyicidir ki, kahramanımız böyle bir ülkenin gerçekten de bir rüya olduğunu düşünmeye başlar, fakat kabus dolu bir rüyadır bu.
bir eve yerleştikten sonra rüya halkı'nı incelemeye başlarız. bu insanların "normal" olduklarını anlamaya başlayınca endişemiz katlanır. insanların sürekli bir kuleye girip orada bir çeşit ayin yaptıklarını fark ederiz. kafede tanıştığı bir adamın "burada hepimiz bir büyünün esiriyiz," demesini yabana atmamak akıllıca olur; çünkü burada, herkesin "her an kötü bir şey olacakmış gibi bir tavırla yürümesi" sebepsiz değil.
tüm bunların anlamını, insanların patera'dan bahsederken o ürpertisini çözmek için
Alfred Kubin'in ilk ve tek edebi eseriymiş. Altıkırkbeş'in nadir güzel işlerinden. Güncel basımı olmayan kitaplardan ayrıca. Avangart sanatçının bu eserini şahsen çok beğenerek okudum. Özellikle gizem unsurları ustaca işlenmiş gerçekten.
-Kısa Spoiler-
Pearl adı verilen hayali bir yerde (ki burası bilinçaltının karşılığı olarak oluşturulmuş bir yerdir) yaşayan histerik, engelli, problemli ve kenara atılmış insanların hikayesi.
Diğer TarafAlfred Kubin · Altıkırkbeş Basın Yayın · 2009174 okunma
Eski bir arkadaşınız çok zengin olsa , kendine sadece davetiye verilenlerin gelebildiği rüya ülkesi kurup sizi de oraya davet etse?
Hikaye böyle başlıyor ama sonrası karma karışık. Rüya ülkesi kabusların ülkesine dönüşüyor.
Diğer TarafAlfred Kubin · Altıkırkbeş Basın Yayın · 2009174 okunma
Ben şimdi ne okudum!? Başlangıç güzeldi, H.P Lovecraft hikayeleri gibi bir ilerleyişi vardı, ancak sonrası tam bir karmaşa. Tersine bir peygamber öyküsü, kirli bir mutlu son.
Kitap düşsel ve sembolik bir eser olarak öne çıkıyor daha çok. Bilinçaltı, gerçeklik algısı, bireysel çöküş ve toplumsal izolasyon gibi temaları karanlık ve yoğun bir atmosferle işliyor. Dil ve anlatım yer yer soyut ve karmaşık olsa da, bu tercih anlatının rüya mantığına uygun düşüyor. Mekân tasvirleri, iç dünyayla dış dünyayı iç içe geçirerek okuyucuda bilinçdışı bir gerilim yaratıyor. Karakterlerin hepsi olmasa da çoğu gerçeklikten çok simgesel anlam taşıyorlar. Roman geleneksel olay örgüsünden ziyâde, psikolojik bir deneyim sunuyor. Bu nedenle her okur için farklı çağrışımlar yaratabilir.
Benim gibi Bilimkurgu ve Distopya kitaplarına okumada acemi olan birisine bile kendini merak ettirerek okutan bir kitap. Kahramanımız bir ülkeye seyahate gider gibi gidiyor ama bu dünyaya çok uzak bir yaşamın içinde buluyor kendini eşinide yanına alıyor. Daha sonra eşi ölüyor.
Kendisi de bu yere zamanla alışmaya başlıyor. Özellikle sonlara doğru iyi olan bir kitap.
Bilim kurgu ve fantastik kitap sevenlerin okumasını tavsiye ederim.
Diğer TarafAlfred Kubin · Altıkırkbeş Basın Yayın · 2009174 okunma
Eski bir arkadaşının kurduğu rüya ülkesine, biraz paranın, biraz gezginciliğin ve bolca da merakın sayesinde eşiyle beraber asyanın ücra köşelerine uzun bir yola çıkan kahramanımızın yalnızlığıyla ve ülkenin kendisiyle beraber çöküşüyle son bulan hikayesi..
Diğer TarafAlfred Kubin · Altıkırkbeş Basın Yayın · 2009174 okunma
Surrealizm. Kubin. Blue rider. Derdi olan bir ressamın gercekustucu bir bicimde ele aldığı, hoş bir bilinçaltı yolculuğu. Alfred kubinin resimlerini izlemekten keyif alıyorsanız bu kitap sizde bir başyapıt niteliğine sahip olacakatır. Pearl de görüşmek üzere...
Diğer TarafAlfred Kubin · Altıkırkbeş Basın Yayın · 2009174 okunma
Kitap, anlatıcımıza (ismi geçiyorsa da unuttum) eski okul arkadaşından (Claus Patera) özel mesaj getirilmesiyle başlıyor. Habercinin ilettiğine göre Patera seneler boyunca gezmiş dolaşmış, dolaşırken de (Asya çevresinde) bir kabileyle tanışmış onlarla iyi anlaşmış, bir süre sonra onların yanına yerleşmiş, yanına da mühendis ve mimarlardan oluşan özel bir orduyla gelmiş, kabilenin yanında kocaman bir arazi satın almış ve hızlıca ülkesini kurmaya başlamış: Rüya Ülkesi. Ülke halkını da özel olarak seçip (Patera araştırıp özel olarak kendilerine mesajlarını ileterek) mühendis mimar şair vb. birçok okumuş görmüş kişilerle oluşturmuş. Sonunda Anlatıcımızın da zamanı gelmiş hem okul arkadaşı hem de iyi bir çizer olduğunda davet etmiş ve anlatıcı da doğal olarak kabul ediyor daveti.
İlk başlarda (50+ sayfa) Rüya Ülkesi'ne gidişi anlatıyor. Daha sonra yerleşmesi vs. Sonraki bir 100 sayfa da ülke hakkında bilgiler veriyor, yaşadıklarını anlatıyor. Ve asıl olaylar Amerikalı HerKules Bell'in gelmesiyle başlıyor.
Kitap ilk olarak temposu düşük olsa da Amerikalının gelmesiyle büyük bir kaosa sürüklediği için çok fazla olaylar yaşanıyor, ilk bölümlerdeki yavanlığı son 100 sayfada dolu dolu kaosla kaybediyorsunuz, hatta çok fazla olaydan bu sefer sıkılabilirsiniz. İlk bölümlerde yine olaylar oluyor ama bunu da es geçmeyeyim. Olaylar da gerçekten ilgi çekici ve bazıları gerçek hayatta yaşanabilecek bir düzeydeydi. Distopik bir hava sezdim. "Karanlık Kitaplık" serisine uygun bir kitap.
Kitabın yazarı Alfred de anlatıcısı gibi bir ressam olduğu için kitapta hikayenin gidişatıyla alakalı çizimler de görebilirsiniz. Ne kadar karanlık çizimler olsa da anlaşılabiliyor ve hoşlar. Ben kitabı beğendim. Puanı için de 7 ile 8 arasında kaldım.