Kitap, anlatıcımıza (ismi geçiyorsa da unuttum) eski okul arkadaşından (Claus Patera) özel mesaj getirilmesiyle başlıyor. Habercinin ilettiğine göre Patera seneler boyunca gezmiş dolaşmış, dolaşırken
İncelemeye başlamadan önce şunu belirtmek isterim ki bu kitap benim hayatım boyunca okuduğum en ilginç kitaptır. Bu kitabı daha önce iki kere baştan sona ve zaman zaman göz gezdirerek defalarca okudum. Her kitapta aynı his yaşanabilir ancak her seferinde bu kitap bana tamamen farklı şeyler hissettirdi ve düşündürdü. Kendi yazdığım karalamalara ilham oldu. Alfred Kubin’in ilk ve tek yazılı eseri olan ve dünya üzerinde yazılmış ilk sürreal eser olma özelliğini taşıyan bu harika kitap, kitabında aynen dediği gibi “talihin tuhaf bir cilvesi ile” büyük bir servet sahibi olan ancak bilim ve teknolojinin insanı getirdiği noktadan dolayı utanç duyan Claus Patera adında bir adamın, dünyanın nerede olduğu bilinmeyen bir yerinde, sadece seçkin insanlardan oluşan bir “Rüya Ülkesi” kurması ve eski lise arkadaşını bir elçi aracılığı ile bu ülkeye davet etmesiyle başlıyor. Bu davetten epey şüphe duysa da içindeki meraka yenik düşen ve bu daveti kabul eden karakterimiz, ülkede başından geçenleri kaleme alıyor.
Gayet sade bir dille yazılmış bu kitap, belki de bu kadar sadeliğe rağmen anlaşılması en zor kitap.
Ayrıca Alfred Kubin’in çizdiği karalamalar kitaba harika bir şekilde eşlik ediyor ve ülkeyi daha iyi hayal etmemize yardımcı oluyor.
Bu kitap, bir adamın baş döndürücü deneyimini ve belki de dünyadaki en tuhaf seyahatname örneğini oluşturuyor. Özellikle hepimizin bir “Rüya Ülkesi” aradığı şu dönemde, her okuyan da farklı bir his bırakacak bir kitap olduğuna eminim. İyi okumalar!
Diğer TarafAlfred Kubin · İthaki Yayınları · 2022174 okunma
Gerçekle hayal algısının birbirine girdiği, karamsarlık dolu ve yokoluşu bir kenara oturup seyretmek zorunda olmanın verdiği çaresizliği yaşatan, gerilim filmi tadında roman.
Bir dosttan yıllar sonra gelen "Rüya Ülkesi"nde yaşama davetini kabulle başlayan, gerilim, korku hatta vahşet dolu olayları anlatıyor. Giyim, eşyalar, yaşam tarzı, hatta binalar bile tamamen eski, demode, başka ülkelerden özellikle toplanıp getirilerek oluşturulmuş bir ülke. Patera adındaki kendisini yüce boyuta getirtmiş yöneticinin, nasıl olduğu hala gizemini korusa da, kişilerin yaşayışları, hisleri, içgüdüsel hareketlerini bile etkileyecek, yönlendirecek kudrette olması ürkütüyor. Kitap boyunca da zaten bu yönlendirmeler ve bunun sonucu yaşanan gizemli hatta vahşi olaylar anlatılıyor.
Yıllar yıllar öncesine ait bir roman olmasına rağmen, sanki o zamanlardan, dünyanın özellikle şu son dönemlerde geldiği korkunç haline göndermeler yapıyor, insanların canileşebilmesi, doğanın dengesinin altüst olması gibi. İnsanların neler yapabileceğini, kendisini kaybettiğinde sonuçların nerelere varabileceğini çok güzel gösteriyor.
İyi okumalar.
Sembolizm ve Ekspresyonizm akımlarının önemli temsilcisi olarak kabul edilen(Alfred Leopold Isidor Kubin) Alfred Kubin’i çoğumuz
Avustralyalı bir ressam olarak tanırız.
Başta Poe olmak üzere
Selam Sevgili Dostlar , eser ilk elime aldigimda içimi bir heyacan kaplamıştı lakin çevirdiğim her sayfada gitgide umudum azaldı...Yazar Rüyalar ülkesi imgesi beni heyecanlandırmıştı. Maalesef ki yazar tamamen karmaşık halde bir olay örgüsü ile gerçeklikten uzak bir o kadar da gerçeklik içinde bocalayip durmuş... Ütopya desen değil, Distopya desen değil , imgeleme güçlü desen değil , anlayacağınız dostlar okunmasını tavsiye etmem, uzak durun :)))
Alfred Kubin'in ilk ve tek edebi eseriymiş. Altıkırkbeş'in nadir güzel işlerinden. Güncel basımı olmayan kitaplardan ayrıca. Avangart sanatçının bu eserini şahsen çok beğenerek okudum. Özellikle gizem unsurları ustaca işlenmiş gerçekten.
-Kısa Spoiler-
Pearl adı verilen hayali bir yerde (ki burası bilinçaltının karşılığı olarak oluşturulmuş bir yerdir) yaşayan histerik, engelli, problemli ve kenara atılmış insanların hikayesi.
Diğer TarafAlfred Kubin · Altıkırkbeş Basın Yayın · 2009174 okunma
Eski bir arkadaşınız çok zengin olsa , kendine sadece davetiye verilenlerin gelebildiği rüya ülkesi kurup sizi de oraya davet etse?
Hikaye böyle başlıyor ama sonrası karma karışık. Rüya ülkesi kabusların ülkesine dönüşüyor.
Diğer TarafAlfred Kubin · Altıkırkbeş Basın Yayın · 2009174 okunma
Ben şimdi ne okudum!? Başlangıç güzeldi, H.P Lovecraft hikayeleri gibi bir ilerleyişi vardı, ancak sonrası tam bir karmaşa. Tersine bir peygamber öyküsü, kirli bir mutlu son.
Kitap düşsel ve sembolik bir eser olarak öne çıkıyor daha çok. Bilinçaltı, gerçeklik algısı, bireysel çöküş ve toplumsal izolasyon gibi temaları karanlık ve yoğun bir atmosferle işliyor. Dil ve anlatım yer yer soyut ve karmaşık olsa da, bu tercih anlatının rüya mantığına uygun düşüyor. Mekân tasvirleri, iç dünyayla dış dünyayı iç içe geçirerek okuyucuda bilinçdışı bir gerilim yaratıyor. Karakterlerin hepsi olmasa da çoğu gerçeklikten çok simgesel anlam taşıyorlar. Roman geleneksel olay örgüsünden ziyâde, psikolojik bir deneyim sunuyor. Bu nedenle her okur için farklı çağrışımlar yaratabilir.