101.
"Bilmiyorum ki…." dedin — pek çok durumda, pek çok konumda; ben de, öyle, neredeyse hep, bilinemezlikler içindeydim —
hep belirsizliklerle çevrilidir ilişki, diye düşündüm : sızarlar bile onun içine, diye...
Sana ve bana ne kadar önemli bir iş düşüyor, o zaman, görüyorsun:-
İlişkimizi, üstüne hep yeniden çullanan belirsizliklerden temizleyerek, hep yeniden, arı hâliyle tutmak — bilinçlen-dirmek...
Onlar hep vardır, hep de çullanırlar ilişkimizin üstüne — bize de düşen, onları hep yeniden ayıklayarak, onu hep yeniden kurmak...
86.
Kişi, sevdiğini, o öyledir diye mi sever; o, kendine uygundur —giderek, istediği gibi olur— diye mi sever?
'Bıçak sırtı' gibi bir düşünceydi—
Karşı sorular: Ya, o, 'öyle' değilse?
Ya, o, kişinin 'istediği' gibi olmayacaksa?
İkili çelişme...
Onu, öyle, tam olduğu gibi mi sever; kendine uygun olur diye mi sever?
Bu sorular yanıtlanabilir mi hiç?...
İnsanın bütün mücadelesi kendisiyledir. Düzeltmekten önce gelir "düzelmek", ıslahtan önce gelir "salah". Salah, düzgün olmak; ıslah başkasını düzeltmektir. Düzgün olan düzeltebilir.