''Nasıl biri bu Sinan?''
''Benim birkaç kez konuşmuşluğum oldu. Kendi içinde yaşayan, kafası sürekli birtakım planlarla, çalışmalarla dolu biri... Bazen yanında oturanları bile görmez. Deha! Belki Venedek'te ki mimarlardan daha iyi... Müslümanların ihtiyaç duyduğu görkemli binaları o yapıyor. Bir yaptığı diğerine benzemiyor. Şehzade Mehmet Camii'nin güzelliği dillere destan iken şimdi de Süleyman Camii ile yine bizi şaşırtmaya hazırlanıyor. İstanbul'un her yerinden görülecek sanırım bittiğinde.''
''Bu o değil mi? Süleyman'ın yaptırdığı cami...''
''Evet. Süleyman, Ayasofya'dan daha büyük bir cami yaptırmaya ahdetmiş durumda. 3 bin işçi çalışıyor. Hiçbir masraftan çekinmiyor. İran şahının katkı için gönderdiği mücevherleri ve altınları, harcın içine karıştırma emri verdi Sinan'a... Elbette elinde Sinan gibi bir mimarın bulunması en büyük şansı...
Yok edilen onca şey arasında hiç şüphesiz binlerce kitabın bir anlamı vardı. İnsanlar eğitimli ve kafaları gelişmiş olsa, engizisyonun peşinden bu kadar kolay gitmezlerdi. İspanya, Portekiz ve daha nice yerler Musevilerden arındırılırken, insanlar buna alkış tutup, iyi bir şey yaptıklarına inandırılamazlardı.
Bir tahtanın üzerine bağlanıp kafası sabitlendikten sonra ağzına bez tıkıştırılan ve su dökülerek boğulma hissi yaşatılan, kolları arkadan zincirle bağlanıp saatlerce yerden yukarıda tutulduktan sonra kolları ve bacakları ayrılan, mengeneyle sıkıştırılan, kolları ve bacakları silindirle aezilen, midesi suyla şişirilip baskı yapılarak dayanılmaz acılar çektirilen, kırbaçlanan, tırnakları sökülen, karnının üzerine fareli kova kapatılan insanlar... Nicelerini dinlemiştim bunların... İşkenceden, hapishaneden kurtardığımız Marranlar, Museviler neler neler anlatmışlardı.
''Niye gülüyorsun?''
''Ne yapayım , tutamadım kendimi... Düşünsene, papanın bile hekimi Musevi. Birçok kralın, kraliçenin hekimleri Musevi! Bizim kadar eğitime önem veren, gezen, gören, araştıran olmadığından belki de ... Böyle olunca da Musevi hekimler daha başarılı oluyor. Sonra hem onları istemiyorlar hem de yanlarından ayıramıyorlar. Gel de gülme!''