Gül Baykasoğlu

Gül Baykasoğlu
@GulBaykasoglu
Elbiselerini soğuk arttıkça kat kat giyersin ki soğuk sana zarar veremesin. Zor zamanlarda sabrını artır ki duygularını incitemesinler. - Da Vinci
“Belki de insan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu.” -George Orwell
1000Kitap
Gül Baykasoğlu
Belki de.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·189 syf.··
2018 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2018 02:01
Fiziksel veya zihinsel engelli bir insanın herhangi bir başarı hikayesi ile karşılaştığımda kendime şu öğüdü veririm; 'Bu başarının normal olduğunu kabul et ama onu normalleştirme...' İlk bakışta kendi içinde çelişkili gibi duran bu ifadeyi biraz daha açmakta fayda var. En kalabalık kişisel gelişim seminerlerinden tutun da mahalle kahvesindeki ya da yemek masasındaki en sıradan sohbetlere kadar herkesin bildiği, inandığı, doğru kabul ettiği klişe tespitler vardır; insan çalışırsa başarır, insan isterse, onu hiçbir engel durduramaz, her şey seninle başlar, başarmanın yolu kendi içindedir, just do it!... Bu sloganvari motivasyon cümlelerinin gerçek hayatta bir karşılığının olup olmadığını kontrol etmek için sıfırdan bir laboratuvar kurmaya, deneyler yapmaya gerek olmadığını biliyoruz. Engelli olsun ya da olmasın, tarih boyunca sayısız insanın yazdığı başarı hikayeleri var karşımızda... Evet, insan kendisiyle barışıksa, ne yapmak istediğini biliyorsa, hedefleri varsa, Tanrı'nın ya da insanların ona verdiği imkanlar ölçüsünde 'başarı'ya ulaşabilir. Tabii başarı dediğimiz şey özneldir. Bir bebeğin halının üzerinde attığı ilk adım da, bir astronotun Ay'da attığı ilk adım da bir başarı hikayesidir... Çünkü başarı, kendinize koyduğunuz hedefe ulaşma eylemidir. İşte buradan hareketle, engelli olsun ya da olmasın her insanın başarı hikayesini normal karşılamak gerekir. Şimdi Christy Brown üzerinden engelli bir insanın başarısını neden normalleştirmememiz gerektiğini ele alalım. Doğuştan beyin felci olan ve sol ayağı dışında vücudunun hiçbir uzvunu yönetemeyen, ayrıca konuşma zorluğu çeken, yani bedenini yönetemediği gibi kendini de ifade edemeyen bir insan var karşımızda. Başarı kriterinden gittiğimiz için şu soruyu C. Brown için de sormamız gerekiyor; Hayata bu parkurdan
Sol AyağımChristy Brown · Nemesis Kitap · 201795bin okunma
Gül Baykasoğlu
Kitabı daha önce okumuş ve bedensel engelli olarak söyleyebileceğim tek şey ne kitap ne de ana fikir daha güzel anlatılamazdı teşekkürü bir borç bilirim... Kahramanlara gelince elbette babamızda kahramanımız ama engelli olarak annemiz süper kahramanımız. hayatımı babama olduğu kadar en çok anneme borçluyum. Toplumda bir yer edinebildiysem, özgürsem bu ailemin sayesinde inanmasalardı başaramazdım...
Hiç ayrılmayalım, olmaz mı?"demek vardı, fakat bu pek geniş manalı ve müphemdi. Nasıl ayrılmayalım? "Bir yuva kuralım!" deseler, bu da pek bayağı kaçacaktı. Dünyanın geçiciliğinden, gökyüzünün sonsuzluğundan, sulardan bahsederlerken, gözleri birbirine hasretle bakar ve: "Birbirimizden nasıl ayrılacağız?" demek isterlerdi.' Dostluktan filan bahsederken, sesleri titriyor gibiydi; yahut onlar böyle zannediyordu. Fakat böyle zamanlarda hemen birinden biri, bir kahkaha atar ve işi alaya bozardı: içi burkulduğu halde... Söylemek istediği şeyleri gözleriyle anlatmak istedi. Tam bu sırada, üzerinde oturdukları söğütten sarı bir yaprak koptu, iki tarafa sallanarak aralarından geçti ve kadının en manalı baktığı zamanda gözlerinin önünü kapattı. Adam bu bakışı görmedi. Fakat her ikisi de sarı yaprağı gördüler. Adam ağzını açtı: "Senden hiç ayrılmak istemiyorum..." demek üzereydi ki, ... soğuk bir rüzgar esti. Kadın adamım sözlerini işitemedi. Fakat her ikisi soğuk rüzgarın sesini duydular. ikisi de içini çekti. Ayrıldılar... Ve bir daha birbirlerini görmediler.
Gül Baykasoğlu
Ayrıldılar... Ve bir daha birbirlerini görmediler. Fakat ikisi de küçük derenin kenarındaki söğüdü ve orada geçirdikleri güzel ilkbaharı ve yazı unutmadılar. Ve ikisi de, böyle bir yaz geçirmemiş olan diğer kırlangıçlara tepeden baktılar... ( Çünkü azınlıkta kalanlar çok olanlara nedense tepeden bakarlar.) Değirmen