“Hayatını düşünüyor, hayatı boyunca başkalarına hizmet etmekten başka hiçbir şey yapmamış olduğunu görüyordu. Küçük bir çocukken ailesine hizmet ediyordu, evlendiğinde de kocasına kul köle olmuştu. Belki kendi mizacından, belki de kocasının yetersizliğinden, onun bakıcısı olma noktasına gelmişti. Çocukları olduğunda, onlar için saçını süpürge etmiş, çocukları da çoluk çocuğa karışınca, kendini tamamen torunlarını büyütmeye adamıştı.”
“ Sevmiyorum sahte yaratıkları! Hem ağlayıp hem akşama ne yiyeceklerini düşünen varlıklar bunlar. Yaşarken kusur arayan, öldüğünde buldukları kusurları da seninle birlikte gömen zamane insanları.”
“Son akşam oldu. Kapandı tüm kapılar. Yarının çocukları bir gün daha büyüdü. Öteki evlerde yılgın lambalar yandı. Bir dut ağacı aynı kaldı, bir de yüreğimin telaşı.
Bir sen kaldın, bir de ben…”