İskender Pala'nın Soygun kitabı, 1826 yılının o karışık ve puslu İstanbul’unda geçiyor. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırıldığı, devletin içten içe sarsıldığı bir dönemde; birbirinden çok farklı insanların yolu kesişiyor: zindanda bir müderris, çarşıda bir mücellit, Kapalıçarşı’da bir elmastraş… Ve hepsini bir araya getiren şey, sarayın en değerli mücevherlerini çalma fikri.Ama işin içine bir de aşk girince, planlar iyice karışıyor.
Ben okurken, diğer kitaplarına göre daha sade buldum. O bildiğimiz derin, katman katman ilerleyen anlatım bu kitapta biraz daha geri plandaydı(ki ben İskender Pala'nın o anlatimina bayılıyorum).Ama şu da bir gerçek; kitap inanılmaz akıcı.O dönem atmosferi güzel verilmiş ve hikâye merak ettiriyor.Sayfalar hızlı hızlı ilerliyor, sıkılma ihtimali pek yok.
Kısacası benim için, “çok etkileyici” olmasa da keyifle okunan bir kitaptı. İskender Pala’yı çok sevenler biraz daha derinlik arayabilir ama akıcı bir tarihî roman isteyenler için gayet iyi bir tercih.