Gül

Gül
@Gulendamk
7 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Satranç
Puan vermedi·83 syf.··
2022 13. kitabı
Kitap aslında kurgu bir hikaye olup dönemin Avrupası gözler önüne serer. Bu yüzden yazarın bu kitabı hangi şartlar altında yazdığı da çok önemlidir. Çünkü Stefan Zweig 1881 yılında Avusturya’da doğmuş ve dolayısıyla birinci ve ikinci dünya savaşlarını görmüştür. Ancak kendisi hiçbir zaman savaş yanlısı olmamıştır. 1933 yılında Nazi otoritesinin baskıları güçlendiği sırada, yakılan kitapların başında Stefan Zweig’ın kitapları gelmektedir. Zweig, Nazi otoritesinin baskılarına dayanamayıp ülkesini terk etmek zorunda kalır. Ancak yaşadığı yerlerde rahat bir hayat süremez. Zira huzursuz ve umutsuzdur. Hitler Almanya'sını baskılarının sona ermeyeceğini düşünür. 1941’de kaldığı otelde eşiyle birlikte ölü bulunur. Bir kutu hapla hayatına son vermiştir. Stefan Zweig’ın en son yazdığı eser satrançtır. Ve Yazarımız satranç’ da metaforik olarak hayatını anlatır. Kitap da her şey aslında bir gemide başlar. Ana karakterimiz olayları kendi ağzından anlatır. Son derece meraklı olan anlatıcımız Ünlü satranç şampiyonu Czentovic ile aynı gemide olduğunu öğrenir.” Czentovic, hayatta kimsesiz kalmış, bir papanın yanında sevgisiz bir şekilde yetişmiş, anlama zorluğu olan, kolay öğrenemeyen, kendine ne emredilirse onu yapan ama asla başka bir şeye karışmayan bir çocuk iken; bir anda satranç'a olan mahareti keşfedilir. Karşısına çıkan rakipleri bir bir yenerek dünyada ün kazanır. Ama bir alanda bu kadar iyi olması onun psikolojik sorunlarını çözmez. İnsanlarla iletişime geçmeyen, satranç dışında başka hiçbir şey bilmeyen ve kendisini herkesten üstün gören kibirli bir insan olur. “Bu karakterde de görüldü gibi İnsan psikolojisinde çocukluk travmaları, karşılıksız sevgi ve iletişimin yeri çok büyüktür. Ayrıca Czentovic yazarımız yaşadığı dönemdeki Nazi otoritesini temsil ettiğini de unutmamak
Roman
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279bin okunma
Reklam
Sesiz Ev
Puan vermedi·288 syf.··
2022 11. kitabı
Kitapta yazarımızın dağılmakta olan bir aile üzerinden dönemin Türkiye'sindeki siyasi çatışmaları ve modernleşme tarihini ortaya koyduğunu görmekteyiz. Kitabı ilginç kılan şey ise post modern bir tutumla iç bakış tekniğinin kullanılmış olmasıdır. Kitap otuz iki bölümden oluşmaktadır. Ve her bölümde, bir karakterin bakış açısıyla, birinci kişi ağzından anlatılmaktadır. Bu durum ise karakterlere tarafsız bir şekilde bakmamızı ve psikolojik olarak iç dünyalarına inmemizi kolaylaştırmıştır. Yazarımızın bir röportajındaki şu sözlerinden kitabın esin kaynağının kendi özel hayatındaki yansımalar olduğu anlıyoruz, “Dedem yüzyıl başında hukuk okumak için Berlin’e gidiyor. Gitmeden önce anneannem Nikfal ile nişanlıyorlar onu. Dedem de, Berlin'de hukuk okurken, İstanbul'daki nişanlısına pek çok mektup yazıyor. Bu mektupların havası biraz Selâhattin Bey'in Fatma'ya ders vermesine benziyor... Anneannemin tepkisinin ise ilgisizlik ve "günah, yasak" çevresinde dolandığını biliyorum... Aralarındaki mutsuz ilişkiyi hayal edince, Sessiz Ev'i kurmaya başlamış oldum.” . Kitapta her şey cennet hisarda ki sesiz bir evde başlamaktadır. Bu sesiz evin sakinleri ise Fatma babaanne ve Cüce Recep’tir. Fatma babaanne, doksan yaşlarında hasta ve huysuz sevdiği bir çok kişiyi kaybetmiş, eşi Selahattin bey yüzünden genç yaşta hiç bilmediği topraklara sürülmüş ve bu yüzden hayatı mütemadiyen bekleyişler ve özleyişlerle geçmiş bir kadındır. Eşi Selahattin bey ise idealist bir doktordur. İstanbul'daki siyasi hayatında başarısız olması nedeniyle dönemin siyasi şartları içinde Gebze'de ki Cennet hisar kasabasına sürülmüştür. Siyasi hayatındaki düş kırıklarını gidermek için kendi değimiyle “Doğu ve batı arasında köprü olacak !” bir ansiklopedi yazmaya koyulmuştur. Hayata pozitivist bakan bilgili bir
Roman
Sessiz EvOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20248,6bin okunma