“Algernon’a Çiçekler”, zekânın sınırlarını değil, insanlığın derinliğini ölçen, ingilizlerin söylemiyle “stunning” (çarpıcı) bir hikâyeydi bana göre.
Özel gereksinimli bireylerin görünürlüğü, üstün yetenekli bireylerin yalnızlığı ve her bireyin içsel çatışmaları; sade ama etkileyici bir üslupla birleştirilmiş. Kitap, farklılıkların gölgesinde kalan insan olma haline dair evrensel bir bakış açısı sunuyor.
Kitabın en çok beğendiğim tarafı, toplumun "farklı” bireylere karşı yaklaşımını son derece gerçekçi ve çarpıcı bir biçimde ele almasıydı. Özel gereksinimli bireylerin yaşadığı dışlanma, küçümsenme ve görünmezleştirme gibi durumlar; karakterin çevresiyle kurduğu ilişkiler üzerinden çok iyi işlenmiş. Bu bağlamda kitap, sadece bir bireyin değil, aynı zamanda toplumun vicdanını da sorgulatıyor. Özellikle üstün yetenekli bireylerin karşılaştığı sosyal uyumsuzluk, yalnızlık ve aidiyet problemlerini işleyerek, yüksek bilişsel kapasitenin duygusal ihtiyaçları ortadan kaldırmadığını göstermesi önemliydi.
Genel olarak Daniel Keyes, yalnızca bir karakterin değişimini değil, insanlara nasıl baktığımızı da sorgulatıyor. Bu yönüyle; eğitmenler, psikoloji ile ilgilenenler, özel yetenek veya özel gereksinim alanında çalışan kişiler için de okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Benim için oldukça anlamı olan bu kitap bir incemeyi hak etti. José Saramago’nun Körlük romanı, insan doğasının olağanüstü koşullar altında nasıl hızla ilkel bir hâle bürünebileceğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Aniden gelen körlük salgınıyla birlikte, bireylerin toplumsal rollerini ve ahlaki değerlerini bir kenara bırakıp, hayatta kalma güdüsüyle hareket ettikleri görülüyor. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre bireyler, temel fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçları tehdit altına girdiğinde, üst düzey etik ve sosyal değerlere bağlılıklarını kaybeder; kitapta da insanlık, alt basamaklara hapsolarak benliğini unutur. Freud’un psikanalitik kuramına göre ise bastırılan ilkel dürtüler, süperegonun (ahlaki denetleyici) zayıflamasıyla birlikte bilinç yüzeyine çıkar; kitapta karakterlerin bencilleşmesi, saldırganlaşması ve etik dışı eylemleri bu içsel çatışmanın bir yansımasıdır. Saramago, görme yetisinin kaybını yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda vicdani bir körleşme olarak ele alırken, medeniyetlerin aslında ne kadar kırılgan olduğunu da gözler önüne seriyor.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
Toplumdan dışlanmak için herhangi bir dönüşümün olması yeterli kitaptaki gibi günümüz dünyasında da. Farklılıklara saygı malesef henüz yok ve hiçbir zamanda olmayacak gibi.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,8bin okunma
İnanılmaz düzeyde psikolojik tahlillerin yapıldığı muazzam bir kitap. Bilişsel davranışçı terapilerin 3.dalgalarının henüz ortaya konulmadığı o yıllarda bu yaklaşımlardan esintiler olması Stefen Zweig’ın düşünce yapısının ne kadar derin olduğunu ortaya koyuyor. Düşüncelerin parmaklıklar ardına sığmadığını ve zorlu, çaresiz koşullarda neler yaratabileceğini ancak sonunda da düşüncelerle boğuşup durmanın aslında insanın kendisini parmaklıklar içerisine hapsetmesinden ibaret olduğunu hissetttiriyor anlatılan hikaye.