Eğer yıldızlar insan olsa, gökyüzü onlara dar gelir, sığmazlardı. Eğer balıklar insan olsa, nehirler ve denizler onlara yetmezdi. Bunu ben mi sana söyleyeyim Enesay!
Ona" Kıvrak Mümin" demeleri yüzünden kötü bir kişi olduğunu zannetmesindi babası. Dedelerin en iyisiydi o. Onun gibisi hiçbir yerde yoktur.Biraz saf olduğu için gülüyorlardı ona.
Ninem benim bir yabancı olduğumu söylüyor. Boşuna yedirip içirirlermiş beni,onlara hiçbir hayrım dokunmazmış. Ama baba ben yabancı değilim ki! Her zaman dedemle beraberdim ben.
Savaşın değil savaşmanın adıdır Toprak Ana!
Acının değil mücadelenin resmidir...
Toprak Ana
Babası bir tarım işçisi olan ve küçüklüğünden beri toprakla uğraşan Kırgızlı Topganay'in hayatı mutlu bir aile portresiyle başlar. Evlenir ve üç erkek çocuğu dünyaya gelir. 2.Dünya Savaşı'nin başlamasıyla askere çağrılan eşi ve oğullarının gidişiyle bu mutluluk hikâyesi sona erer. Artık onun için ve öz kızı gibi gördüğü, yeni aldığı gelin Aliman için bambaşka bir hayat mücadelesi başlamıştır. Savaşta kaybettiği eşi ve oğullarının haberini alan Türk kadını Tolganay , hüznünü, acılarını, derdini, sıkıntılarını Toprak Ana'ya kişileştirme yaparak anlatır.
Hacmi küçük gibi görünen bu kitaba yazar Aytmatov o kadar derin manalar sığdırır ki her satırında bogazınız düğümlenir ve öylece kala kalırsınız. Onu okumakta ne kadar geç kaldığınızın pişmanlığını yaşarsınız ... Cengiz Aytmatov
Beyaz gemi uzaklaşıyordu.Dürbünde bacaları bile görünmüyordu artık. Az sonra tamamen gözden kaybolacaktı.Şimdi çocuk, babasının gemisiyle yapacağı yolculuğun sonunu düşünmeli , bir son uydurmalıydı.