Ağlamak, uğradığımız felaketler karşısında vücudumuzda kalan son kuvvetin acı bir feryadıdır. Ağlayamadığımız anlar, bizde artık o gücün de bitip tükendiği ve yerini tesirli bir sessizliğe bıraktığı anlardır. Bu tür sessizlikler ise en acı gözyaşlarından bile daha yürek yakıcıdır.
Hiçbir şey bana önceki gibi görünmüyordu. Bu ışıklı geniş pencereler, bu güzel güneş, bu mavi gökyüzü, bu güzel çiçek artık bir kefenin rengi gibi beyaz ve soygundu.