Gülşen

Gülşen
@Gulsenbzkrt
Kitapsız yaşamak; kör, sağır, dilsiz yaşamaktır!
Sevdiğiniz insana yürekten bağlılığınızı nasıl ifade edersiniz
Puan vermedi
Etkileyici kapak yazısıyla başlayan ve genel anlamda tüm ilişkilerimiz için anahtar rolü üstlenen bir yapıt. Elinizde onarıcı bir kitap taşıyorsunuz eğer okumaya karar verdiyseniz. Çünkü bizler nasıl sevdiğimizi anlamadan önce karşımızdaki kişilerin bize sunmuş olduğu sevgi gösterilerini irdeleyip kndi sevgi dilimizle parallelik göstermediği takdirde de beklenti deryasında kalıp duygularımızın katili olabiliyoruz. Bir an için durup karşımızdaki insanın sevgiyi ifade ediş biçimini anlamaya çalıştığımızda ve kendi sevgi dilimizi anlamayı çabaladığımızda beklentiler yerini ricalara dönüştürdüğünde huzura kavuşmak kaçınılmaz olucaktır. Kitap genel anlatımla 5 sevgi dili üzerinde duruyor ve önce kendi sevgi dilimizi anlamamızı ve sonrasında partnerimizin veyahutta ilşkide olduğumuz diğer bireyin bu dili anlayıp nasıl göstermemiz gerektiği üzerinde duruyor. Bizler akarsu gibi çağlayan insanlar mıyız veyahutta nehir gibi olanı olduğu haliyle kabul eden mi? Bu iki farklılıkta bulışmak nasıl mümkün olur? .bence herkesin okuması gereken, her yaşa hitap eden harika bir kitap.. Huzurlu okumalar dilerim.....
1000k
Beş Sevgi DiliGary Chapman · Koridor Yayıncılık · 201212,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Rahatça okuma sunan, edebiyat zevki yaşatan ve yazarın her bir kitabının verdiği haz göz önünde bulunursak yine müthiş başucu kitabı! Rahatça okuma sağlayan dili ve kısa tutulmuş sayfalarla tam bir haftasonu dinlenmecisi. Ayrıca sayfa aralarında ki görsellik olmasıda okumayı hızlandırıcı ve renklendirici olmuş. Her sayfasının altını çizerek ilerledim resmen. Herkesin bolca kendisinden parçalar bulabileceği bir kitap hatta rehber niteliğinde.Kitabın başlangıcı bile: ''Amaçsız dua yaysız bir oka benzer; Duasız amaç oksuz bir yaya benzer.'' -Ella Wheeler Wilcox Çok yalın, ne dediğini direkt okuyucuya sunan bir yapıt. Hepimize rehber olup yol gösterici. 'Usta bir şey öğreten değil, öğrenciye zihninde zaten bulunan bilgiyi keşfetmesi için ilham veren kişidir.' bu alıntı bile kitabı anlatıcaktır. 'Hedef ulaşılmak istenilen amaçtır.' KEyifle okunacak ve çizmekten, not tutmaktan alıkoyamacağınız harika bir eser! Herkese keyifli okumalar diliyorum...
1000k
Okçu'nun YoluPaulo Coelho · Can Yayınları · 20217,7bin okunma
Başka yerlerde hayatın daha iyi olduğuna inanıyorlar
Puan vermedi·124 syf.··
2022 1. kitabı
“Bir daha asla fatura ödemeyeceğim. Takastan, hırsızlıktan ve ormandan geçineceğim. Ben ölünce de orman benden geçinecek. Anlaşma böyle.” İle başlayan efsane kitap! Andreas Doppler başarının vücut bulmuş hali. Ve bu durumun insanın felaketini getirdiğini görür ve yaşamına artık aynı düzende devam edemez. Bir ormana yerleşir. Ormanda aç kalınca anne bir geyiği avlar. Artık hayatı boyunca yanında olucağı bi dost kazanır. Anne geyiğin yavrusunu… Hayatını ormanda geçirmeye başladıkça ilkel yaşama geçiş yapar artık daha sıradan ve mutludur. İnsanı mahvedenin bir işte en iyisi olduğunu bilmenin, duymanın olduğunu savunur kahramanımız biz okuyuculara. İlkel ve yalnız yaşamı maalesef tasarladığı gibi gitmez ve kendisine komşular edinmek durumunda kalır. Bir süre buna tahammül ettikten sonra nihayet artık yalnız kalmıştır ki evdekiler gelir çadırına bu seferde. Eski halinde ki yanlışlarının farkında olduğundan çocuklara da derin nasihatlere başlamıştır. Toplumsal varoluşun nasıl insanı yiyip bitirdiğini gözler önüne seren şahane bi kitaptı. Kesinlikle her kesimden insanın rahatça okuyabileceği başucu kitabı! Kitaptan bir şiir alıntısı yapsam burada yerinde olucak: “Ormanlar şahane karanlık ve derin. Ama tutmam gereken sözler var benim. Ve uyumadan önce miller boyu gitmeliyim. Ve uyumadan önce miller boyu gitmeliyim.” -Robert FROST Herkese keyifli okumalar diliyorum.
1000k
DopplerErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 202412,6bin okunma
Kainat senin içinde. Sen de Kainatın içindesin.
Puan vermedi
Fedailerin kalesi Alamut.... Tarihe ışık tutan, Nizam ül-Mülk, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah hakkında okunabilecek ve o bölgeye hakim olmak için okunabilecek harika kitap. Hasan Sabbahın kendisine inanlarla yaratmış olduğu cennetini seçtiği noktayı bile kadersel seçilim yapması.... Kitabın her bir bölümü ayrı etkileyici. Tarihsel yönüyle ve dilinde ki akıcılık ve duluk bakımından rahatça okunan bir romandı. Seneler önce okumuş olmama rağmen inceleme yapmak için elime aldığımda kitabın biterken hissetiğim boşluğu yeniden kalbimde hissettim. Üç yakın arkadaş olan Nizam ül-Mülk, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbahın ideolojilerinin farklılaşmasıyla değişen yaşamlarını anlayabileceğimiz ve özellikle Hasan Sabbah'ın kara koyun olmasında ki faktörleri anlayabileceğimiz harika roman. Haşaşilerin yıkılmaz, engellenmez gücünün altında yatan sırlarına da bolca tanık oluyoruz. Onların inançların diriliğini gözler önüne seriliyor. Haşaşi ordusuna sahte cennet vaadedilerek inanmayı seçen bir grup askerin inançları önünde kılıç bile duramıyor. Verilen görevler yerine getirildiğinde Hasan Sabbahın özel odasına çağırılıyor ve onlara haşhaş verilip uyutuluyor daha sonra da kurmaca cennete ve hurilerin olduğu onlarla gözlerini açtırıp normalde yasaklanan ve günah karşılanan her şeyi burada yapabiliyorlar ve bu sayede görevlerine daha da çok bağlanıyorlar. Tüm planı bir gün bir asker bozuyor tabi... Ve içerideki hurinde yardımıyla... Hikayede Ömer Hayyamın kısmı belki biraz abartılmış gibi geldi bana sadece. Onun dışındaki her şey o kadar yerindeydi ki vee edebiyat zevkinide bolca hissettiriyor. Sonrasında Moğolların Hasan Sabbahın kalesinii ele geçirmesi ve rubailerin bu sayede yok olması ve tesadüfi biçimde titanikte yer alması ve titaniğinde batması.... Tarihin karanlık yüzümü bilemiyorum ama
1000k
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
Puan vermedi
Kitabın girişi bile ilhamla başlıyor; İçimizde yaşayan gerçek Martı Jonathan'lara... Kısacık bir hikaye bir o kadar tesiri derin. Belki dönem dönem hepimiz kendi küçük dünyalarımızda sorguladığımız, atacağımız adımlarda çevresel faktörlerle ket vurulduğumuz olmuştur. Bu hikaye bizlere kendi özgürlük arayışının, içinde oluşan merak tılsımının öyküsü. Gerçek cesur kahraman martımızın merak duygusunun uyanışıyla başlıyor. ve bence kitabın 'bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek niye dünyanın en zor işi?' ana düşüncesi. En büyük engel zihnimiz. Birileri bizi kandırmak istediğinde ona inanmayı seçen zihinlerimiz oluyor.Ve bizi özgürleştiren, gerçek kimliğimizi elimize aldırtan da yaşama karşı merak duygumuz oluyor. Martı Jonathan diğerleri gibi olmak istemiyordu. Diğer martılar gibi yiyecek bulmak, sahilden ayrılıp geri dönmek için uçar. Bunların dışında bir şeyler öğrenmek için ve gerçekten uçmak hızlanmak için uçmak istiyordu. Uçmayı büyük bir tutkuyla seviyordu. Bu tarz duyguları ve merakı Martı Jonathan ı diğer martılardan ayırıyordu. Nedeni belirsizdir ki diğer martılardan daha uzun süre havada kalabiliyordu. Belirli kurallara bağlı olmak istemiyordu ve hayatının arayışıyla devam ediyordu. Bunun içinde çeşitli deneyimler yapmaya başlar. Daha hızlı uçuyor, derinlere dalıyor ve karanlıkta uçmaya başlamıştı. Korkusunu her geçen gün yenmeyi başarıyordu. ''Rakamları sınırları belirler; iyinin, mükemmelin sınırları yoktur.'' ''Yaşamın gerçek anlamını arayan, bulmaya çalışan bir martıdan daha sorumluluk sahibi biri olabilir mi?'' Bolca kendimizi Martı Jonathon yerine koyup mecarelara atılıp beraber sevinip hüzünlendiğimiz bir kitap... İçinde kendimizide çokça buluyoruz. ''Eğer ne yaptığını iyi biliyorsan her zaman başarırsın. Başarman için ne yaptığını bilmek gerekir.'' vee
1000k
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,1bin okunma
Reklam