saudade

saudade
@Gumballwatterson
154 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
10/10
·176 syf.··
2020 9. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2020 20:27
Bu kitabı okuyan her okurun hatasına ben de düştüm. Şimdi pişmanlık duygusu eşliğinde içine düştüğüm önyargıları fark ediyorum. Neydi bu hatalar? Öyle bir kitap düşünün ki herkesin elinde dilinde. Instagram'da herkesin paylaştığı fotoğraflarda, yanında olmazsa olmaz kahveyle birlikte tabii. Tatile gidenlerin ise mutlaka çantasında. Ama kimse okumuyor. Siz de öyle misiniz bilmiyorum ama herkesin ilgisinin yoğun olduğu şeyler beni kendinden uzaklaştırıyor. Yukarıda da saydığım gibi bu kitaba çeşitli şekillerde sürekli maruz kalmak bende önüne geçilemez önyargılara sebep oldu ve onu okumayı öteledim de öteledim... Şimdi bu yazıyı okuyorsan ve benzer önyargıları yaşıyorsan bir an önce silkele kendini ve en yakın kitapçıya koş sevgili okur. Öyle diyaloglar vardı ki yüreğime dokundu. Uzuuun uzun duvarlara bakıp düşünme isteği yarattı bende. Neredeyse tüm kitabı paylaştım alıntılarda. Öyle sıcak öyle içten bir dil ki... İnsanın, sevdanın en ücra kuytularında dolaşmış ve burada gördüklerini bize o naif diliyle, ustalıkla aktarmış. Kitap boyunca Raif Efendi'nin derdini siz dinliyorsunuz. Ama sonra fark ediyorsunuz ki o da sizin derdinizi dinlemiş. Hem de siz hiç anlatmadan. Beni birçok insandan daha iyi anlayan bir kitaptı. Bu kadar geç tanıştığım için çok pişmanım kendisiyle. Ama Kürk Mantolu Madonna'ya asla veda etmiyorum. Okurken bana kazandırdığı ve hayatıma montelediğim tüm dersleri tazelemek için belli aralıklarla yeniden okumak istiyorum. Keşke doğru sözcükleri bulabilsem de daha fazla övebilsem Sabahattin Ali'yi, Raif Efendi'yi, Maria'yı... En iyisi siz kendiniz deneyimleyin. Bu kitapta tanışmayı asla ertelemeyin. İyi okumalar! Dipnot: Eğer elinizde bu kitabın dil açısından günümüze uyarlarmış bir versiyonu varsa onu okumamanızı tavsiye ederim.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Can Yayınları · 2019375,8bin okunma
Reklam
6/10
·330 syf.··
2020 8. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2020 18:15
Herkese tekrardan merhabalar! Kendi halimde kullandığım bu uygulamada yeni bir inceleme yazmak üzere elime aldım telefonu. Daha önce de yaptığım gibi kötü bir sürprizle karşılaşmamanız için spoiler çanlarını şimdiden çalıyorum. Livaneli'nin okuduğum ilk kitabı Kardeşimin Hikayesi. Gerek çevremdeki arkadaşlarım olsun gerek 1K okuyucularının yorumları olsun çok büyük bir beklentiyle başladım bu kitaba. Sizde de böyle oluyor mu bilmiyorum ama ben ne zaman büyük beklentiyle bir kitaba başlasam kitap bittiğinde beklentim karşılanmıyor. Bu kitapta da aynı hayal kırıklığını yaşadığımı söylemeliyim. Aslında o kadar farklı bir konu seçilmişti ki... Duyguları olmayan insan. Bu, kitabın en büyük artılarından. Ayrıca içinde insana dair çok başarılı tespitler de var. Elimden geldiğince alıntı yapmama rağmen gözden kaçırdığım birçok derin cümle olduğunu fark ettim sonradan. Akıcılık da sayabileceğim öbür artılardandı. Okumaya günlerce ara vermek zorunda kalsam da tekrardan kitabı elime aldığımda olayı yakalamakta hiç zorluk çekmedim. Akıp gidiyordu. Tüm bu güzel özelliklere rağmen elbette 4 puan kırmamın bir sebebi var. Şimdi buna değineceğim. Mehmet ve Ahmet kardeşlerin hikayesi çok güzel kurgulanmıştı başından beri. Sayfalar aktıkça Ahmet'in ağzından kardeşini dinledik, üzüldük etkilendik. Büyük çoğunlukla oturmuştu artık son sayfalarda bu iki hayatın hikayesi. Elbette hala yerine oturmayan taşlar vardı. Bunlar daha çok Ahmet'le ilgiliydi. Mesela bu dokunma fobisinin sebebi neydi? Ayrıca hala çözülmemiş bir Arzu Kahraman cinayeti vardı. Bunlar sakince cevap bulsaydı ilk bakışta daha az çarpıcı gözüken ama dikkatli düşündüğünüzde daha gerçekçi duracak bir final olurdu.Sonrasında öğreniyoruz ki en başından beri Ahmet olarak tanıdığımız o adam aslında Mehmet çıkıyor. Bana göre
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,4bin okunma
7/10
·520 syf.··
2020 7. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2020 15:44
*Bu inceleme kitap hakkında spoiler içerir* Alıcılarının ayarıyla oynama lütfen sevgili okur. Evet doğru görüyorsun bu kitabı tam 55 günde bitirdim. Bu konuda, elimde masaya fırlatabileceğim güzel bahanelerim de mevcut. Konsantrasyon katili pandemi sürecinde olmamız, hiç ölmeyecekmişiz gibi ödevler veren hocalara sahip olmam ve yer yer tembelliği tercih etmem bahanelerim arasında. Ama hırsızın hiç mi suçu yok? Kitabın tümü için söylenemese de belli bir kısma kadar akıcı olmadığını düşünüyorum. Martin Eden' i henüz çözemediğim ve Ruth'a olan aşkının tasvirlerini içeren bölümler bunlar. Martin Ruth'tan öyle bir bahsetti ki okurken "Abart abart biraz daha abart!" diye serzenişlerde bulundum kaç kere. Bunlar tamamen şahsi düşüncelerim. Bu soluk tenli kadına karşı kullanılan benzetmeler, yapılan tanımlar oldukça bayağı geldi bana. Zaten kitabı okumaya uzun aralar verdiğim zamanlar bu bölümleri içeren kitabın ilk-orta kısımlarına kadardı. Kitabın eşik çizgisi olarak değerlendirdiğim bu bölüme kadar gelip yarım bırakmazsanız devamından haz alacağınıza eminim. Kitap hakkında yapılan neredeyse tüm 1K incelemelerini okudum, ekşi sözlük yorumlarına göz attım ve videolar izledim. Bundan destek alarak söyleyebilirim ki Martin Eden karakteri büyük çoğunluk tarafından oldukça sevilmiş. Hatta o kadar sevilmiş ki çok nadir olumsuz eleştirilerde bulunulmuş. Ruth da tam tersine yerden yere vurulmuş. Martin'e aşık olduğunu söyleyip Ruth'a hakaret eden bir yorum bile vardı. İlginçti. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Martin Eden kocaman bir kalbe sahip iyi bir insandır. Ama neden kusurlarından bahsetmiyoruz? Yaptığım incelemenin bu yönüyle diğerlerinden farklı olacağına inanıyorum. Martin Ruth'a ilk görüşte aşık oldu. Onu o kadar kusursuzlaştırdı ki ilahi bir varlık izlenimi
Martin EdenJack London · İndigo Kitap · 2018134,7bin okunma
8/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2020 16:17
* dikkat spoiler çıkabilir* İncelememe her ne kadar bu uyarıyla başlasam da kitabımız gerek akış yönünden gerek adından olsun son derece tahmin edilebilirdi.Bu bir kitabın değerini düşürür mü?Tartışılır. Madame de Prie yaşam enerjisini sevilmekten, taktir edilmekten, arzulanmaktan alan bir kadın. Tek başına kaldığında elektrik bulamamış bir ampul gibi sönük, insanların yanında ise ışıl ışıl yanıyor. Gün geliyor, şatafatlı hayatından keskin bir virajla tam tersi bir yöne savruluyor. Tekrardan parlamasını sağlayacak kaynaklar arıyor kendisine fakat hiçbir zaman eski hayatından aldığı hazzı alamıyor. O hazzı son bir kez bile olsa tekrar tadabilmek için ölümü oyuncak ediyor elinde. Yok oluşunun ardından varlığının, o hor gördüğü insanların dilinde bir efsane olarak yeniden vücut bulacağına inanıyor. Bunun için elinde kalan son şeyi, canını da feda etmeye hazır. Ama beklediği gibi olmuyor.Adı, insanların dillerinden hafif bir esinti halinde geçiyor ve varlığının son damlaları da yokluğa karışıyor. Ne acınası bir son... Olayın kurgusundan çok Zweig' ın psikolojik betimlemeleri beni etkiledi. Yazarımız soyut bir kelime olan "yalnızlığı" yeteneğiyle somut hale getirmeyi başarmış bu kitabında. Madame de Prie 'de elle tutulabilecek kadar yoğunlaşmış saf yalnızlıkla baş başa kalmış.İnsanlar arasında taktığı tüm o yalandan maskelerle yalnızlığı kandıramamış. Kitabın sonunda özellikle kuvvetlenen ölüm fikri, bana acaba yazar da intihar ederken benzer şeyler mi geçti aklından diye düşündürmedi değil. Çünkü insanın deneyimlemediği bir hissi sırf tahmin ve empati yeteneğiyle bu kadar başarılı tasvir edemeyeceğini düşünüyorum. Yazar hayata veda ederken "yalnızlık" arkadan onu mu izliyordu bilemem ama hayatının bir döneminde bu ikilinin birlikte takıldığına eminim. Ders yoğunluğum
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · İndigo Kitap · 201991,8bin okunma
10/10
·151 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2020 16:11
Kitabın çıkış noktası olan tarihi olaylar diğer sevgili 1K üyelerinin yaptığı başarılı incelemelerde çok güzel bir şekilde anlatılmış.Benim vurgulamak istediğim şey ise Orwell'in geçmiş bir olaydan esinlenerek günümüze de cuk diye oturan, bu gidişle gelecek çağları da sembolize etmeye devam edecek gibi gözüken son derece evrensel bir kurgu yazması.Tıpkı 1984 gibi Hayvan Çiftliği de, insan ırkı varolduğu sürece onunla birlikte nefes almaya devam edecek gibi gözüküyor.Özellikle günümüz Türkiye'sini düşününce insan "Orwell zaman makinesini icat etti de şöyle bir geleceğe gidip geldi mi acaba?" sormadan edemiyor. 1-2 günde bitirilebilecek kadar akıcı olan dili ve çizimler sizi yanıltmasın.Bu tam bir "konsantre kitap". Yüzlerce sayfalık gerçekleri içerikten hiçbir kayıp vermeden 100 sayfaya sığdırmış yazarımız.2 günde okunabilecek ama 2 ay üzerine düşünülse az gelecek türden bu kitap. Şahsen daha erken okumadığım için pişman olduğum, güzel dersler çıkardığım ve herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap.Okuyun.Ne zaman diğer çiftlik üyeleri rahatsızlığını dile getirecek olsa meleyerek onları susturan koyunlar olmamak için okuyun.Bir şeylerin yanlış gittiğini bazen hisseder gibi olsa da en sonunda otoriteyi kabullenip, onu sömürenlere boyun eğen Boxer olmamak için okuyun.Napoleon'un sadık köpekleri olmamak için okuyun.Emeğinden yararlanılıp karşılığını göremeyen tavuklar, inekler ve diğer tüm çiftlik hayvanları olmamak için okuyun!
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,1bin okunma
Reklam