* dikkat spoiler çıkabilir*
İncelememe her ne kadar bu uyarıyla başlasam da kitabımız gerek akış yönünden gerek adından olsun son derece tahmin edilebilirdi.Bu bir kitabın değerini düşürür mü?Tartışılır.
Madame de Prie yaşam enerjisini sevilmekten, taktir edilmekten, arzulanmaktan alan bir kadın. Tek başına kaldığında elektrik bulamamış bir ampul gibi sönük, insanların yanında ise ışıl ışıl yanıyor. Gün geliyor, şatafatlı hayatından keskin bir virajla tam tersi bir yöne savruluyor. Tekrardan parlamasını sağlayacak kaynaklar arıyor kendisine fakat hiçbir zaman eski hayatından aldığı hazzı alamıyor. O hazzı son bir kez bile olsa tekrar tadabilmek için ölümü oyuncak ediyor elinde. Yok oluşunun ardından varlığının, o hor gördüğü insanların dilinde bir efsane olarak yeniden vücut bulacağına inanıyor. Bunun için elinde kalan son şeyi, canını da feda etmeye hazır. Ama beklediği gibi olmuyor.Adı, insanların dillerinden hafif bir esinti halinde geçiyor ve varlığının son damlaları da yokluğa karışıyor. Ne acınası bir son...
Olayın kurgusundan çok Zweig' ın psikolojik betimlemeleri beni etkiledi. Yazarımız soyut bir kelime olan "yalnızlığı" yeteneğiyle somut hale getirmeyi başarmış bu kitabında. Madame de Prie 'de elle tutulabilecek kadar yoğunlaşmış saf yalnızlıkla baş başa kalmış.İnsanlar arasında taktığı tüm o yalandan maskelerle yalnızlığı kandıramamış.
Kitabın sonunda özellikle kuvvetlenen ölüm fikri, bana acaba yazar da intihar ederken benzer şeyler mi geçti aklından diye düşündürmedi değil. Çünkü insanın deneyimlemediği bir hissi sırf tahmin ve empati yeteneğiyle bu kadar başarılı tasvir edemeyeceğini düşünüyorum. Yazar hayata veda ederken "yalnızlık" arkadan onu mu izliyordu bilemem ama hayatının bir döneminde bu ikilinin birlikte takıldığına eminim.
Ders yoğunluğum