"Budala" geniş karakter kadrosu, karmaşık olay örgüsü, uzun diyalogları ve karakter isimleri nedeniyle akıcı olmayan bir kitaptı.
Roman, Prens Mişkin'in ahlaki saflığı ve masumiyeti üzerinden dönemin Rus toplumunun yozlaşmış yapısını bize anlatır. Prens iyi niyeti, duygularını coşkulu şekilde ifade edişi nedeniyle çevresi tarafından bir “budala” olarak görülür ve kitabın her noktasında, toplumca saygı görmeyen düşük karakterlerin bile onu budala diye nitelendirdiğine şahit oluruz.
Prensin aksine çevresindeki insanlar iki yüzlü, yozlaşmış davranışlara sahip farklı sosyal sınıflardan gelen karakterlerdir. Budala tam anlamıyla bir aşk romanı diyemeyiz çünkü roman boyunca karakterler sık sık toplumsal ahlak, insan doğası, ölüm gibi derin konular üzerinde uzun uzun durmaktadır. Bu konular üzerine yapılan diyaloglar çok uzun olduğu için hikâyenin akışını yavaşlatır ve okumayı zorlaştırır. Aynı zamanda geniş bir karakter kadrosu olduğu için, karakterlerin isimlerini hatırlamak, özellikle Rus isimler olmasından dolayı, olay örgüsünün de bazı noktalarda kopukluğu sebebiyle kafa karıştırıcıdır.
İnsanların gözünde lekelenmiş bir kadın olan Nastasya Filippovna ve Prens Mışkin'i sürekli alaya alan Aglae karakterinin Prens Mişkin'le arasındaki karmaşık ilişkilerse romanda önemli bir yer tutar.