Anna, kendine şunu söylüyor gibiydi: ''Biri öldüğünde önce melek sonra çocuk olur.'' Bunun gibi bir taşla iki kuş vuran bir çözüm, bilim dünyasında bile inatçı bir sadakat görürken, çocuğun aklından belli bir miktar şok olmadan silinemezdi. Bugün hala milyonlarca insanın inandığını bildiğimiz reenkarnasyon teorisinin tohumları bu basit anlayışta yatar.
İnsan bir anlam bulduğunda, ancak bir anlam bulduğunda bir yandan mutludur, öte yandan da dertlere , acılara katlanabilir hale gelir ki bu da hayatın anlamının bir boyutudur.
Hayatın ''değeri'' sorusuna dair ne diyebiliriz? diye soralım.Bu bağlamda Hebbel'in şu sözlerle ifade ettiği düşüncesi en yerinde cevap gibidir: ''Hayat bir şey değildir, hayat bir şey için bir fırsattır.''
Ölüm anlam dolu bir şekilde hayatın ayrılmaz bir parçasıdır, tıpkı insanın acısı, derdi gibi. Her ikisi de insanın hayatını anlamsız kılmak şöyle dursun, ona özellikle anlam kazandırır.