Her bir hikayesi binbir ders çıkarttırıyor insana. Ve insanın sadece “sevgi” ile yaşaması gerektiği öğretisi..!
Efendi ve Uşak hikayesindeki her sahneyi bizzat yaşadım desem yalan olmaz.
İnsanın aç hazlarını ve tükenmiş benliğini sebepleri ile yüzüne vuran bir eser..!
Ah şu gündelik telaşlarımız nasıl da uzaklaştırıyor bizi kitaplarımızdan.!
Tüm bu yapay işlet uğraşlar arasında sonunda bitirebildim.
Bukowski’yi anlatmam pek de doğru olmaz keza hayranlığım oldukça fazladır.
Ölüler Böyle SeverCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20231,735 okunma
Kitap bitmesin diye günlerce erteledim okumayı. Fakat ertelediğim süre içerisinde de bitmedi içimdeki acılar, nefretler, öfkeler, kısmi tebessümler. “Gözlerimle gördüm” dersin ya; tam da bu hissiyatı yaşattı işte.
Kurban törenlerinde hizmet eden miskin birisi, açgözlü bir büyücü taciri, kendini beğenmiş kof bir söz ustası, kötü kalpli ve sinsi bir rahip ve en önemlisi de kalabalığın oluşturduğu sürüde kimseye zararı olmayan aptal bir koyun olmayacaktı Siddhartha..
Yabancılaşmak her şeyden ve herkesten. Kaldırım taşlarından, gündelik telaşlardan ve insan dolu caddelerden. Ve en acısı da kendinden uzaklaşmak, yabancılaşmak..
Kendi gülüşüne, bedenine, ruhuna.!