İnsan ömrü küçücük bir kayıktı. Okyanus onunla aşılacaktı. Yolcusu ona dertlerini, kederlerini, acılarını, başarısızlıklarını doldurmaya kalkışacak olursa, minik sandal, yol daha yarı demeden sulara gömülürdü.
Dünyanın döngüselliği ve hiçbir yolun bir Armağan ele geçirmek kaygısıyla yürünmemesi, şu “mutlu” sonucu da verir. Yaşam buradadır; başka bir yerde değil. Dolayısıyla buradaki yaşam, ancak kısıtlılığı bilindiği ölçüde zenginleştirilebilir. Bu dört duvarın farkına varmadığımız ve kabullenmediğimiz sürece dört duvarın içindeki, bu Dünyadaki, buradaki hayatı da kaybedeceğiz.
Bir şeye adını koymak, onu adlandırmak, onu çağırmak için bir sözcük bulmak, aslında o şeyi, belki de o hakikati kendimizden de uzaklaştırmak olur aynı zamanda. Adını koyduğumuzda, aradaki mesafeyi de, dolayısıyla yabancılılığı da kesinleştirmiş oluruz.