Fatıma çelik

“Ama insan onun göğsünü dinleyince yüreğinin içinde fokurdayan gözyaşlarını duyabiliyordu.”
Reklam
Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine
Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında Köle gibi satıldım pazarlar pazarında Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında Gölgelendi yansıyıp duran bengisu pınarında Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda Verilmemiş hesapların korkusuyla Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim Af dilemeye geldim affa layık olmasam da Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünümü benim
Sayfa 55
Şiir
Her bir buğday tanesi birbirinden değerli Sapından ucuna dek her noktası sihirli Rüzgarda savrulurdu buğdayın başakları İçinden yükselirdi küçük tarla kuşları Diğerleri dans edip inerlerdi aşağı Buydu bütün bir yıl boyunca kuşların arzuları.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Hey
Kaygusuz, deli bir kuştum, Senin daim kondum hey! Yüksek yerlerde uçmuştum, Ayak ucuna indim hey! Denizler gibi derindim, Gözlerine sığ göründüm. Karlı dağlardan serindim, Sana sokuldum, yandım hey
Sayfa 25
Şiir
Sesler
Çocukların ayağını boyayan kadınları Geçtim bir bir durup bakarak yüzlerine Altından saçlarına Bir deniz günle karışık değiştiriyordu renklerini Kırmızı beyaz kırmızı beyaz dama Açık deniz kenarında Fareden ve çiçekten yapılmış bir çatı Deve şiir uzmanı fil bilgi meleği Bense sanat edindim İpimi kelebek kanadını Pervane yaprağını kemirmeği
Sayfa 123 - Diriliş Yayınları
Şiir