Kitaplar işe yaramaz. İnsanın can yoldaşına ihtiyacı var. "Sızlanırcasına," insan çıldırır kimsesi yoksa, "dedi." Kim olduğu hiç önemli değil. Yeter ki seninle olsun. Bak, dinle beni, "diye bağırdı kendini tutamayıp ;" insan çok yalnız kalırsa tozutur, hasta olur sonunda! "
Ana karakter Scout 'un anlatımı ile ilerleyen kitap, hikayeye okuyanları dahil etme konusunda biraz geç davranıyor. Hatta uzun bir süre kasaba, karakterler ve günlük olaylardan bahsediyor. Scout ( ana karakter küçük kız), avukat baba Atticus, erkek kardeş Jem ve evin aşçısı, yardımcısı Bayan Calpurnia merkezinde günlük olaylar işleniyor. Scout okula başlıyor, komşunun evi yanıyor, yaz tatilinde Dill geliyor v.s. Hatta kitabın yarısına kadar gelip ana olaya gelmediğinize şaşırmayın, kitap sizi bir olaya hazırlıyor gibi gösterebilir fakat mahkeme olayı da kitapta kısa tutuluyor. Bir Simyacı veya Gece Yarısı Kütüphanesi gibi sizi başından beri olaylara sürüklemesini ve çarpıcı benzetmeler, alıntılar yapmasını beklemeyin, zaten bana göre kitapta hayata uyarlanacak söz, alıntı çok yok. Scout'un günlük olaylara karşı yorumuna ve yaşından büyük bakış açılarına tanık olmak ve tabi ki avukat babanın kasaba halkını karşısına alarak idealist davranması güzel anektodlar ortaya çıkarıyor. Eğer olay örgüsü sizi oradan alıp buraya götürsün veya örgüler içinde kaybolayım derseniz kitap sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Kitap bittiğinde eksik kalmışlık olduğunu hissettim.
Tüm tanıdıkları onu gıpta edilecek bir kadın gibi görürlerdi, ama bu görüntüyü sağlamak, kendisi için yarattığı bu imaja uygun davranmaya çalışmak hemen hemen tüm enerjisini tüketmişti.