Habibe Öztürk

Garip bir tiksinme içindeydi. Bu güneş gözlerine batıyor, paylaşamadığı bu neşe onu rahatsız ediyordu. Çok karanlık, çok siyah, sessiz bir yer istiyordu. Tıpkı annesinin mezarı gibi bir yer. Kuytu bir cami duvarının kenarında, güneşin girmediği, o billur sazların insan talihiyle alay etmediği, arıların hayattan ve güneşten sarhoş vızıldamaları, çocukların güneşte kırılmış ayna gibi insana batan berrak çığlıklarla gülüp konuş konuşmadıkları bir yer… 
Sayfa 43 - Dergah·Kitabı okuyor
Reklam
Bilinmez
…. fakat bilinmezin lezzeti gariptir, …
Sayfa 39 - Dergah·Kitabı okuyor
Suyun Sesi
Çünkü suyun sesi, aşkın, ihtirasın sesinden kuvvetlidir. Karanlıkta su sesi insanın içindeki ölüm mayasının dilini konuşur. 
Sayfa 38 - Dergah yayınları·Kitabı okuyor
Tabiatın çağrısı
Bu, her şeyin ayrı şekilde dirildiği, seslerin kabartma kazandığı, derinleşen, dost yüzünü, sıcaklığını kaybeden göklerin altında insanoğlunun namütenahiye doğru küçüldüğü, tabiatın bize her taraftan, “Ne diye ayrıldın, sefil ızdırapların oyuncağı oldun, gel, bana dön, terkibine karış, her şeyi unutur, eşyanın rahat ve mesut uykusunu uyursun.” dediği saati.
Sayfa 38 - Dergah yayınları·Kitabı okuyor

Habibe Öztürk

, bir kitap okudu
Puan vermedi·779 syf.·
155 günde okudu
·
2026 13. kitabı
Fyodor Dostoyevski
8.3/10 · 31,5bin okunma
Reklam