Fatih A.

Fatih A.
@HBenol
Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.
83 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Eveeet geldik bir tam sona dar zamanlar üçlemesinin son kitabı hayır... Çocukluğundan beri karakter gelişimini izlediğimiz aysel başına gelen onca badireden sonra artık prof olmuş ve ödüle layık görüşmüştür. Ve gelişen olaylar... Yine bir düğün gecesi gibi bunalımla başlıyor kitap bu sefer diyorum bu sefer bırakıyoruz her şeyi bir kenara ve sorguluyoruz diyorum yaşantımızı ama tamamıyla. Yine olmuyor ölemeye yatmaktan buraya kadar hep bu sorgulayış var ve bu kitapta da en üst seviyede fakat yine de tam bir buhran havası yok. Konu ince ince işlenmiş. Ayselin ömerle enginle öğrencileriyle arkadaşları ile eski düşman yeni dostlarıyla hayatla olan ilişkisi devam ediyor. Aynı olaylara yine farklı bir gözden bakıyoruz. Ayselin düğüne gelmeyişi bu sırada uğraştığı araştırma ki ne güzel bir araştırmadır o. (aydın intiharları ve geleceğin başkaldırısı) Ama nasıl ki olaylar ömerin gözünden anlatılırken aysel çok yüzeysel ve sıradan kalıyorsa bunda da ömer aynı muameleye maruz kalıyor. Ve bu durum bende kötü bir izlenim bırakıyor malesef Yenins ise bence tam bir modern olric. Fakat hikaye yarim kaldı sanki... sanki bir şeyler eksik kaldı... ali eksik kaldı aydın ölmüştür ama nasıl eksik kaldı Aysel keşke ölmeye tekrar yatsaydı... bilemiyorum En nihayetinde bitti ve buruk bir hikaye bıraktı her şeyi yarim bıraktı bu kitap. Ne aydınları tam anlattı ne cumhuriyetin ilk yıllarını ne de burjuvayı... ama hepsinden bir şeyler söyledi bize
Hayır...Adalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20211,343 okunma
Reklam
Puan vermedi
Ölmeye yatmaktaki o dönemsellik sonrası bunun da öyle bir roman olacağını düşünüyorum nasıl da yanılmışım. Bu sefer aydınımızın küçük burjuvanın iç dünyasında buluyoruz kendimizi. İlk 100 sayfada tam bir bunalım tam bir anti kahraman tezel ve ömer... ara ara aysel. Sonraki 150 sayfa tam bir burjuvazi yaşamı ve son kısımda yine bireysellik ve içe dönüş. Kitap tamamen aysel ömer tezel üçgenine ve onlara yönelse ve düğündeki karakterleri daha arka plana atsa öyle okunmaz öyle bunalımlı olurdu ki... Ben kitabın 120. Sayfasında bıraktım okumayı ve dedimki işte bu işte bay c. İşte selim ışık. İşte zebercet. İşte hikmet... ve adalet hanım hala hayatta... ona ulaşmalı ve bu kitap hakkında bu karakterleri yaratması hakkımda birkaç öğüt almalıyım dedim. Sonra kendisinin rahatsız olduğunu öğrendim. Kitaba döndüm ve devam ettim. İlhanın gönülün ve diğerlerinin çıkarcı dünyaları ile o bunalıma ara verip öyle iğrenerek baktım ki hayatlarına tam bir molaydı. Sonra son kısımda yine bir iç çekişme ve final.. Kitap ne kadar dönemden uzak desem de öğrenci hareketlerini, devrimci anlayışı ve askeri hiyerarşinin durumunu da bize yer yer derinden olmasa da göstermektedir. Ayrıca kitap bize aynı olaylara farklı gözlerden bakma fırsatı veriyor. Ömerin gözünden aysele ve yaşadığı olaylara bakış açısı kusursuz derecede iç çöküntü sunuyor insana. Sonuç olarak kendimi ne kadar da sıyırmaya çalışsam aydın olarak görmek istesem de sanıyorum küçük burjuvadan sıyrılmış ama aydına da ulaşamamış bir yerde bir arafta buluyorum kendimi.
Bir Düğün GecesiAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20212,897 okunma
Puan vermedi
Ne kitaptı ama... Cumhuriyetin ilk yıllarına daha geniş açıdan nasıl bakılır acaba? O kadar çok şey anlatmış o kadar geniş bir dönemi anlatmış ki kitap hangi birinden bahsedeyim bilmiyorum. Yazdığım en uzun inceleme olmasına rağmen bunun bile bu kitap için kısa kaldığını söylemeliyim. Dönemin insanlarının hayata cumhuriyete inkılaplara bakış açısını harika işlemiş kitap. Özetle hâlâ inkılapları cumhuriyeti ve batıyı kabullenememiş büyükler ile cumhuriyetin ilk meyveleri genç kuşağın çatışmaları olaylara bakış açıları anlatılıyor. Bunun yanında yanlış batılılaşmayı da gayet başarılı işliyor kitap. "Dans edersen modern olursun" " şöyle davranırsan ilerici olursun" anlayışı ile bence hem modernlik hem de batılılık kavramlarının altı çizilmiş. Ayrıca çok partili hayata geçiş için bile batının böyle yaptığını ve bunun için bizim de yapmamız gerektiğini düşünen bir toplum yapısı var. Körükörüne bi bağlılık... Tabi diğer taraftan da ortaokul lise cağlarında öğrencilerin sanatla müzikle molierle tarihle bu kadar ilgili olmaları bugünkü eğitim adına da tekrar beni düşünmeye sevk etti. Hepsinin yanında devletin ve hükümetlerin çıkarcı olduğunu işine gelmediği zaman en büyük dostunu bile düşman olarak görebileceğini toplumun baştaki milliyetçilik anlayışı ve sonrasındaki bakışı ile de açıkça görebiliyoruz. Karatelere gelince aynı dönemde ayrı toplumsal sınıflara bölünen ögrenciler... ilkokul sonrası ayrılan hayatlar... ama en cok aliyi sevdim ben bir de ayseli. Son olarak aysel üzerinden verilen kadının toplumsal kimlik arayışı. Kadınlık meselesi ayrıca çarpıcıydı.
Ölmeye YatmakAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20195,7bin okunma
Puan vermedi
Müştak serhazin senden nasıl mükemmel bir edebiyat çıkardı biliyor musun acaba? Ama ahmet abi polisiyeyi o kadar başarılı bi şekilde kaleme alıyor ki o mu katil bu mu, şu olaya ne oldu, bu durum nereye bağlanacak derken zaten serhazinin o mis gibi karakter analizini yapmak fikri akla bile gelmiyor romanı okurken. Ayrıca o makul bakış açısı ile teyzesinin kızı da çok güzel bi karakterdi keşke biraz daha yer verilseydi romanda. Ve tabi ki sultanı öldürmek... ben sultanı öldürmek konusundan önce istanbulun fethi kısmına bi parantez açmak istiyorum. Ben şimdiye kadar koskoca fethi hiç bu kadar basit ve etkileyici bi şekilde okuduğumu izlediğimi dinlediğimi hatırlamıyorum. Belki verilen bilgiler yüzeysel ya da daha doğru ifade ile bilimselliği tartışmalı... sonuçta bir roman bu tarih araştırması değil... fakat bildiğimiz gerçekleri öyle güzel anlatmış ki ahmet abi ben de tahir hakkı ile o hisarda o sohbeti dinleyip surlara dayanan bir yeniceri oldum. Sultanı öldürmek kısmına gelince ise keşke orası da daha net bir finalle bitseydi... Gerçekten yine güzel bir ahmet ümit romanı benim için tek can sıkıcı olan kısım bu metinlerin edebi değer olarak varlıklarının polisiye roman uğruna ikinci plana atılmış olması. Bu durum ahmet ümitin benim gözümde edebiyata dair bi okuma değilde o yoğun edebi okumadan sonra kafa dağıtmalık keyifli sürükleyici bir şeyler okumak istediğimde aklıma gelmesine sebep oluyor. Oysa ki yer yer istese ne kadar kallavi cumleler nitelikli içerikler ürettiğini zaten satır aralarında görüyorum. Ha bi de nüzhet seni hiç ama hiç sevmiyorum hatta o iğrenç başarı öykün üzerine de konuşmak isterdim ama...
Sultanı ÖldürmekAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201924,6bin okunma