Düşünülmemiş Bilinen’i görünür kılmaya çalışan biri.
İnsan hikâyelerinin bilinçdışı kıvrımlarında çalışıyorum.
Özne’nin söylemediğini, söyleyemediklerini dinliyorum.
… bir başka erkeği düşünmesi ihtimali ruhunu yakıyordu. O zaman Suat’ı hürmete layık görememekten korkuyor, onu ulvi mevkiinden düşmüş görmemek için bunu düşünmemek istiyordu.
Fakat onu öldüren, herkesten çok kendisinin kötülüğüydü. Kendine saygı duyamamak kadar ona acı çektiren hal yoktu. Kendinden korktuğu, ruhunun karanlığından bir tiksinti duyduğu zamanlar, “Ah, ne iğrenç bir muammayım!” diyerek kendindeki bu iki ruhu, bu bazen hep mavi ve saf, fakat çoğu zaman böyle kana bulanmış, murdar ruhları düşünür, daimi bir ses olmak üzere içinden kendine “Canavar!” diye hitap eden bir vicdan bulurdu. Etrafında hep çirkinlikler, hayvanlıklar görmesi, bunları kendinde bulmak kadar onu öldürmüyordu. Kendi o kadar yüceliklere tutkun olduğu halde bu kötülüklerden arınmazsa başkaları ne olur, diye düşünerek kendinden kaçmak ister; masumiyet hayvanlıkla zincirlenmiş gibi onda daima boğuşurlar.
Ben seni ne kadar sevdiğimi başka kadınları gördüğüm zaman anlıyorum… Sende öyle bir şey var, öyle bir şey ki hiçbirinde rastlamıyorum. Öyle bir şey ki işte bütün endişelerim senin yanında yok oluyor. Ruhuma bir şifa, huzur geliyor.