Düşünülmemiş Bilinen’i görünür kılmaya çalışan biri.
İnsan hikâyelerinin bilinçdışı kıvrımlarında çalışıyorum.
Özne’nin söylemediğini, söyleyemediklerini dinliyorum.
Onurunu hiçbir şeye değişmediği için reddedilmekten, karşılık görmemekten çekinirdi. Utangaçtı...Hayali genişti. Saatlerce kendi başına düşündüğü olurdu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
… bir başka erkeği düşünmesi ihtimali ruhunu yakıyordu. O zaman Suat’ı hürmete layık görememekten korkuyor, onu ulvi mevkiinden düşmüş görmemek için bunu düşünmemek istiyordu.
Fakat onu öldüren, herkesten çok kendisinin kötülüğüydü. Kendine saygı duyamamak kadar ona acı çektiren hal yoktu. Kendinden korktuğu, ruhunun karanlığından bir tiksinti duyduğu zamanlar, “Ah, ne iğrenç bir muammayım!” diyerek kendindeki bu iki ruhu, bu bazen hep mavi ve saf, fakat çoğu zaman böyle kana bulanmış, murdar ruhları düşünür, daimi bir ses olmak üzere içinden kendine “Canavar!” diye hitap eden bir vicdan bulurdu. Etrafında hep çirkinlikler, hayvanlıklar görmesi, bunları kendinde bulmak kadar onu öldürmüyordu. Kendi o kadar yüceliklere tutkun olduğu halde bu kötülüklerden arınmazsa başkaları ne olur, diye düşünerek kendinden kaçmak ister; masumiyet hayvanlıkla zincirlenmiş gibi onda daima boğuşurlar.