Milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren, ahlaken çöküyor da hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. Sanki herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa o kadar alışmış ki, bunu artık doğal bir durum sanıyor. Peki, gerçekten bu böyle mi olmalı?
Uygarlığın kahramanlık ya da yüceliğe hiç ihtiyacı yoktur. Bunlar, politik yetersizliğin belirtileridir. Bizimki gibi bir düzenli bir toplumda, kahraman ya da yüce olma fırsatı olmaz. Böylesi bir olgunun yaşanması için, koşulların bütünüyle dengesiz olması gerekir.
Başarı, Bernard’ın başını döndürmüş ve bu arada o zamana kadar hiç de memnun olmadığı dünyayla uzlaştırmıştı. Kendi önemini teslim ettiği sürece, düzen iyiydi.