Babaya Mektup

Franz Kafka
Çevirmen:
Itır Ilgaz
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·96 syf.·
2024 26. kitabı
Oğul gözünden bir baba ile ilişki o kadar etkileyici anlatılıyor ki hayata dair onlarca ders çıkarılabilir. Her kelimesi dikkatle okunması gereken dolu cümleler, çoğu zaman tam odaklanarak tekrar okumayı gerektiriyor. Yıllar ilişkileri değiştirmiyor, okuyan çoğu kişinin sanki kendi babasıyla olan ilişkisi anlatılıyor gibi hissedeceğine eminim. En azından bende öyle oldu. Öyle betimleme ve anlatım var ki, tam bir edebiyat zevki yaşatıyor.
Edebiyat
Babaya MektupFranz Kafka · İndigo Yayınları · 054bin okunma
“Onay Bekleyen Bir Çocukluk”
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2025 99. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 23:56
Bazı babalar susarak yaralar, bazı çocuklar yazarak iyileşmeye çalışır. Kitap bir babaya yazılmış gibi görünse de aslında insanın kendine attığı bir çığlık. Kafka’nın suskunluğu, benim sustuklarıma değdi. Okurken bir babayı değil, içimde hâlâ onay bekleyen o çocuğu gördüm. Kitap bitti ama hissettirdikleri bitmedi. Babaya Mektup
1000Kitap
Babaya MektupFranz Kafka · İndigo Yayınları · 054bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2022 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2022 11:56
Merhaba kitapseverler. Franz Kafka çok duyduğum biri olmasına karşın hiç bir eserini okumamıştım. Babaya mektup ilki olmuş oldu ve yazarla tanışmamızın şerefine inceleme yazmak istedim. Bu kitapta, yazarın babasına karşı içinden geçenleri kağıda döktüğü ve babasına ulaştırmadığı uzun bir mektubu okuyoruz. Okudukça nasıl baba olmamamız gerektiğini de açıkça görüyoruz. Açıkçası bu kitap, o kadar çok adını duyduğum bir yazarı tanımam için yeterli de olmadı sanırım. Gerçekten harikaydı, kesinlikle okunmalı diyemeyeceğim.
Babaya MektupFranz Kafka · İndigo Yayınları · 054bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2025 25. kitabı
·
226 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 16:03
Bu kitabı okumamalıydım… Neden kimse beni bu konuda uyarmadı ki Güzel bir kitap olmuş ama duygusal olan insanlar okumasın. Dünya hassas kalpler için bir cehennem.
Babaya MektupFranz Kafka · İndigo Yayınları · 054bin okunma
Puan vermedi
Kitapta bahsi geçen mektubun muhattabı Hermann Kafka’dır. Kafka’nın babasına duyduğu korku aslında bu mektubu yazarken bazı şeyleri yazmasının bile önüne geçmektedir. Bu mektup bize aslında Kafka’nın ruh halini daha iyi anlayabilmemiz çin bir şans verir. Mektupta onun aile kurumuna ve topluma karşı yabancılaşmasının ve kendine olan güven kaygısının sebebinin çoğunlukla babası olduğunu görürüz. Aslında babası Kafka’yı direkt olarak suçlamamıştır ancak onun yabancı duruşunu, aile içindeki soğukluğunu nankörlük olarak gördüğü için onu sürekli olarak küçümsemektedir. Babası sürekli kendisinin önünü keser ve onun kendi isteklerine paralel olarak yaşamasını bekler. Bu davranışın eziciliğini sürekli olarak yaşar yazar. Ruhen ve psikolojik olarak yaşadığı çöküntüye babasının geniş omuzlu güçlü gövdesi eklenmektedir. Franz Kafka
Babaya MektupFranz Kafka · İndigo Yayınları · 054bin okunma
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2020 23:52
Yine okumaktan haz aldığım bir Kafka kitabı oldu. Kendisi, okurken birçok anlam çıkaracağınız cümlelerle dolu bir mektup. Franz Kafka mektubu 1919 yılında, babası Hermann Kafka'ya, babasının reddedişi sebebiyle gerçekleşmeyen evlilik planının yıkılışının öfkesiyle yazmıştır. Sadece bununla kalmayıp babasına olan yaşamı boyuncaki tüm öfkesini kırgınlığını anlatmıştır. Kitabı okurken Kafka’nın babasıyla ilişkisi dışında dönemin şartları da beni çok düşündürdü. Umarım okumayı düşünür ve keyifle okursunuz.
Babaya MektupFranz Kafka · İndigo Yayınları · 054bin okunma
7/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2019 58. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2019 17:35
Bir baba oğul bunalımını anlatmış yazar. Tek taraflı olarak içini dökmüş. Evlilikten neden kaçtığıyla ilgili düşüncelerini dile getirmiş. Baba figürü bir erkek çocuk için ne kadar önemli. Özellikle çocuğunu anlamayan, psikolojik baskı uygulayarak yetiştirmeye çalışan bir baba, çocuğun üzerinde en büyük yıkımlara sebep olabiliyor. Ayrıca çocuklar, ailelerinin davranışları ile sözleri arasındaki tutarlılığı da çok önemser. Yazarın buna vurgu yapması önemliydi. Yengeç burcu ve duygusal bir çocuk olan Kafka' yı duygulardan pek anlamayan başak burcu bir baba yetiştirirse ortaya böyle bir durum çıkardı zaten.
Babaya MektupFranz Kafka · İndigo Yayınları · 054bin okunma
Eğer iyi bir ailede büyüdüyseniz çok şanslısınız.
Puan vermedi·96 syf.··
2023 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2023 16:57
Babaya mektupta Kafka'nın babasıyla olan sessiz savaşını okuyoruz. Otoriter ve bir bakımdan acımasız bir babaya sahip olan Kafka, küçüklüğünden itibaren babasının aşağılamalarına, küçümsemelerine, alaycı bakışlarına ve tehditlerine maruz kalıyor. Öylesine korkuyor ki babasından, mektubunda bile bazı şeyleri açıkça yazamıyor. Her şeyin babasının yetiştirme tarzının sonucu olduğunu ve yetişkin halinde bile yarattığı sonuçlardan kurtulamadığını görüyoruz. Sırf babasının yetiştirme tarzı yüzünden evlilikten uzak olduğunu anlatıyor. Bu bana tıpkı Müslüm Gürses'in babasına benzemekten, onun gibi bir "baba" olmaktan korktuğu için çocuk istememesini hatırlattı. Yasakladığı her şeyi kendisinin yapması, konuşmak ya da hakkını savunmak istediğinde susturulması, yaptığı hiçbir işin beğenmeyip benimsediği fikirleri de sırf Kafka'nın olduğu için karşıt olması ya da aynı görüşteyse vazgeçmesi Kafka'nın kişiliğinde kırılganlık, çaresizlik, güvensizlik ve konuşmasında kekemelik ortaya çıkarıyor. Okurken bunun gerçek bir hayat hikayesi olduğunu her hatırladığımda içimde bir burukluk ve acı hissettim. Ayrıca geri dönüp kendi baba- kız ilişkimi sorguladım tıpkı sizin de okurken yapacağınız gibi. Okuduktan sonra Kafka' yı ve ruh halini daha iyi anlayacağınız bir eser.
Edebiyat
Babaya MektupFranz Kafka · İndigo Yayınları · 054bin okunma
Hermann & Kafkaesk
Puan vermedi·96 syf.·
2018 57. kitabı
Bu kitabı bitirdigimde, aklımda yer eden şey aslında, Aile kavramının insanın hayatını derinden nasıl etkilediğidir. Kafka bu etkinin içinde büyümüş ve yaşadığı şeyler bize eserleri bırakmasını sağladı. Bu eksiklik içinde düşündüğünüz de bütün eserlerini bir bakıma hangi perspektif ve ruh halinde olduğunu anlamanız çok zor olmuyor. Elbette , şimdi anda olduğum kişiye yalnızca senin etkinle dönüştüğümü söylemiyorum. Senin etkinden bağımsız yetişseydim de muhtemelen gönlüme göre biri olmayacaktım. (S.9) Evet belki de istediği baba figürünü görse yine istediği kişi olamayacaktı. Ama aile her zaman durumlara karşı çocuklarını yetiştirmede, güven, şefkat, sevgi içinde olup cesaretlendirmeli. Kibir içinde olup çocuğunu kendi olması için , kendini gerçekleştire bilmesi için engel değil , bir yol olmalı. Blinçli ebeveyn olmak bunu çağrıştırır bana. Yine baba sert olabilir, yine sevgisini çok belli etmeye bilir. Genel yapı olarak toplumda istediği kişi her duruma sahip olsa dahi umduğu kişi olamaya bilir. Belki yine güçsüz , korkak, kararsız, huzursuz biri olurdum. (S.9) Evet Hermann Kafka çok kötü bir baba değil, ama babalığın görevi çocuğunun fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak değil. İdare edilemez bir çocuk olduğuma inanamam, sevecen bir sözün , sessiz bir el tutuşun, sıcak bir bakışın benden istenilen her şeyi alamayacağına inanamam. (S.11) Ve ebeveynler kendisinin istediği kişi olarak yetiştirmeye çalışıyor. Keza Kafka'nin durumu da aynı: Sen beni güçlü, cesur bir genç adam olarak yetiştirmek istiyordun. Mesela beni, asker selamı çaktığım ve uygun adım yürüdüğüm zaman cesaretlendirdin, ama ben ileride asker olmayacaktım. Benim geleceğime ait değildi . Amin Maoluf'un Doğu limanı adlı eserindeki İsyan karakterinin durumunu anımsattı Neyse :) hatlar
Edebiyat
Babaya MektupFranz Kafka · İndigo Yayınları · 054bin okunma
Puan vermedi
Bu kitabı kim okursa okusun kendine hayatından babasıyla olan iletişiminden pay alacağı bişeyler olduğuna inanıyorum. Çünkü genel olarak babalarımızın babalarından gördüklerini, yaşayış şekillerini, maddi ve manevi olarak durumlarını kısmen de olsa çocuklarına aksettiklerini biliyor hatta yaşıyoruz. O yüzden babamın ne kadar da haklı olduğunu ya da haklı olarak atfedemesemde gördüğünü bize göstermeye çalıştığını bir kez daha anladım ama ne kadarını dayattığı konusunda emin değilim. Kitabı okurken Ann Roe ve Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinin ne kadar da doğru olduğunu bir kez daha gördüm. Doğuştan gelen psikolojik yatkınlıklar, güçlü ve zayıf yönler, ailenin çocuk yetiştirme biçimi ile etkileşime girer, bu durum ihtiyaçları ortaya çıkarır, ihtiyaçlar ise kendine uygun meslek seçimini ve bireyin tüm hayatını etkiler.. O yüzden kitabı okuyacak olanlara güzel bir katkı sağlayacağını düşünüyorum. Şimdiden iyi okumalar..
Babaya MektupFranz Kafka · İndigo Yayınları · 054bin okunma

Yazar Hakkında

Franz KafkaYazar · 138 kitap
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. 1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. 1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı. 1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı. 1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı. 1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı. 1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı. 1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı. 1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu; "En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. 1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü. 1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu. Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir". Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.